Stalingrad!..

Stalingrad!..

Her devrin bir dünya kenti vardır, bu kent o devrin ruhudur, iradesidir

Stalingrad birkaç ay önce alışılmış yaşamına ara vermişti, kentteki okullar, fabrikaların atölyeleri, kadın elbiseleri atölyesi, amatör topluluklar, kent polisi, kreşler, sinemalar ölmüştü.

Kentin mahallelerini kaplayan ateşin içinde sokaklarının ve meydanlarının kendine özgü planıyla, kendi yeraltı mimarisiyle, kendi trafik kurallarıyla, kendi ticaret ağıyla, kendi fabrika atölyelerinin uğultusuyla, kendi zanaatçılarıyla, kendi mezarlıklarıyla, içki alemleriyle, konserleriyle yeni bir kent, Stalingrad Savaşı boy atmıştı.

Her devrin bir dünya kenti vardır, bu kent o devrin ruhudur, iradesidir.

İkinci Dünya Savaşı insanlığın bir dönemiydi ve Stalingrad bir süreliğine bu dönemin dünya kenti oldu. İnsan soyunun düşüncesi ve tutkusu oldu.

…Ölü evlerin arasında ise insanlar kalabalıklar halinde dolaşıyor, kucaklaşıyor, ‘Hurra’ diye bağırıyorlardı. İnsanlar birbirlerine bakıyorlardı. ‘Çocukların hepsi ne kadar iyi, ne kadar müthiş, ne kadar basit, ne kadar yiğit insanlar, işte dolaşıyoruz da pamuklu ceketler, kulaklı şapkalar, her şeyiniz aynı bizimki gibi. Oysa düşünmesi bile korkunç bir iş yaptık. Dünyadaki en ağır yükü kaldırdık, doğruyu yalanın üstüne çıkardık, hadi git dene bakalım bu yükü kaldırmayı… Bunlar ancak masallarda olur, ama buradaki masal değildi.

[Yaşam ve Yazgı -II, Vasili Grossman]


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar