Şubat Yayıncılık’tan yeni bir kitap: Sosyalizm Fil midir?

Şubat Yayıncılık’tan yeni bir kitap: Sosyalizm Fil midir?

Alınteri sitesinde yayınlanan ‘Sosyalizm Fil midir’ başlıklı dizi yazıları Şubat Yayıncılık tarafından kitaplaştırıldı

Şubat Yayınları, Alınteri Gazetesi’nin eki olarak iki yeni derleme yayınladı.

Daha önce Alınteri sitesinde yayınlanmış dizi yazılarının biraraya getirildiği kitaplardan Sosyalizm Fil midir’in önsözünde şunlar belirtiliyor:

 

Sosyalizm Fil midir?

 

Sosyalizm kapitalizmin alternatifi olmaktan çıktı mı?..

 

Neoliberal ideolojik hegemonyanın “tarihin sonu”nu ilan edecek kadar kendinden geçtiği 1990’lı yıllar ve 2000’lerin başlarında, kendilerini “solcu” hatta “Marksist” olarak tanımlayan çevreler içinde dahi bu soruya olumlu yanıt verenler çoğunluktaydı.

 

Kapitalist emperyalizmin doğasının temelde değişmediğini kanıtlayan 2008 krizinden itibaren durum tersine döndü. Bu kez burjuvazinin saflarında dahi en azından kapitalizmin bir geleceğinin olmadığını düşünenlerin sayısı giderek artıyor.

 

Tabii bu sorgulama (ve arayış), otomatik olarak “sosyalizme yönelme” sonucunu doğurmuyor. Kapitalizmin geleceksizliği konusunda birleşen siyasal-düşünsel çevreler içinde dahi sosyalizm alternatifi hâlâ azınlıkta; sahiplenmeden çok kuşku ve güvensizlik eğilimleri daha baskın. Sosyalizmin kurucu gücü olarak işçi sınıfı ve emekçi kitlelere doğru gidildikçe, bu kuşku ve güvensizlik, daha yoğun biçimlerde karşımıza çıkıyor.

 

Sosyalizme karşı bu soğukluk ve uzaklığın başlıca nedeni, tarihsel deneyimlerin yarattığı hayal kırıklığı.

 

Revizyonist bozulma ve çürümenin çok önceden başladığı sistemin, 1989’da, utanç verici biçimler kazanarak noktalanışının zihinlerde bıraktığı tortular maalesef canlı. Bu etkenin rolü esas olmakla birlikte sosyalizmin çekim gücünün hâlâ bu denli zayıf olmasında pay sahibi kimi başka etkenleri de görmek gerekiyor. Sosyalizm denildiği zaman bugün bile 1871’deki Paris Komünü deneyimiyle 1917’deki Ekim Devrimi’nin ardından girişilen sosyalist inşa süreçlerinin başarılarını hatırlatmanın ötesine geçemeyen nostaljik düşünme tembelliğiyle, sosyalizmin gerekliliğini kapitalizmin neden olduğu yıkım ve tehlikelerden hareketle ‘korkulara’ hitap ederek propaganda ettiğini zanneden felaket tellallığını bu etkenler kapsamında sayabiliriz. Her şeyden önce sosyalizmin özüyle ve dinamik karakteriyle bağdaşmayan bu tür basmakalıp yaklaşım ve yöntemlerde ısrarlı olunduğu sürece, sosyalizme yeniden çekim gücü kazandırmak şurada dursun, geniş yığınların dikkatini çekme olanağı dahi yoktur.

 

Günümüzde sosyalizmin propagandası, insanlığa nasıl bir yaşam ve gelecek vadettiğini, bunu hangi ilkeler temelinde nasıl gerçekleştireceğini anlatmayı esas almalı ve bu gelecek vaadinin zihinlerde canlanmasını sağlayacak somut hedef ve öneriler temelinde kendini ifade etmelidir.

 

Tabii bundan önce, sosyalizmin de bir ‘yenilenme ihtiyacı’ içinde olduğu görülmelidir.

 

“Yenilenme” kavramı, 1989 sonrasında şaha kalkan tasfiyecilik ortamında, Marksizmin devrimci özüne ve esaslarını onun ortaya koyduğu bilimsel sosyalizm düşüncesine sırt çevirerek liberalizme yelken açan eğilimler tarafından fazlasıyla kirletilmiş bir kavramdır.

 

Fakat bu inkârcılığın devrimci alternatifi, düşünce donması, katılaşmış bir tutuculuk ve dogmatizmde ısrar değildir. Aslolan hangi temellerde, nasıl bir “yenilenme” arayışı ve yönelimine girildiğidir.

 

Sosyalizm düşüncesindeki donmanın da geçmiş inşa pratiklerindeki sapma ve bozulmaların da başlangıç noktasını, sınıfsız komünist toplumun ilk aşaması olarak sosyalizmin tarihsel amacının “unutulması” oluşturur. Onun yerini mevcut durumun ya da kimi araçların amaçlaştırılması almıştır. Sosyalizm düşüncesinde devrimci bir yenilenme yönelimi, her şeyden önce bu tarihsel amacı hatırlayarak yola koyulmalı ve taktik adımlarında dahi bu hedefi gözden kaçırmamayı temel ilke haline getirmelidir: Toplumun her üyesinin bütün yeti ve yeteneklerini tam bir özgürlük içerisinde geliştirip kullanabileceği” bir toplumsal düzen kurmak!..

 

Sözünü ettiğimiz “yenilenme”, bu amaç ışığında, üç ana ayak üzerinde yükselmelidir:

 

– Sosyalizme bilimsel bir karakter kazandıran Marksist-Leninist teori,

– 20. Yüzyıldaki sosyalizmi inşa pratiklerinden çıkarılması gereken ders ve sonuçlar,

– İnsanlığın toplumsal üretici güçlerinde, bilim ve teknolojideki gelişmelerin sağladığı olanaklar.

 

Yol gösterici ilkeler olarak bu esaslar, zeytinyağı-su ilişkisi biçiminde değil, diyalektik iç bağlantılara sahip bir bütünlük ilişkisi içinde göz önünde tutulmalıdır.

 

Elinizdeki kitap, kapitalizme karşı alternatif arayışlarının yoğunlaştığı bir kesitte bu konulara “giriş” mahiyetinde, asıl olarak “düşünmeyi kışkırtma”, verimli bir tartışmaya zemin hazırlama amacıyla yazılan ve www.alinteri.net sitesinde yayınlanan iki yazı dizisini bir araya getiren bir derlemedir. Bu yazıların Sosyalizm Güncelliği başlığını taşıyan ilki Ekim Devrimi’nin 100. Yılı vesilesiyle Ekim 2017’de, Sosyalizm Fil midir başlığını taşıyan ikincisi ise Mart 2014’te kaleme alınmışlardır.

 

“Kapitalizme karşı devrimci bir alternatif arayışı içindeki genç kuşakların, sosyalizm düşüncesine olduğu kadar Marksist-Leninist teoriye yabancılıkları dikkate alınarak, konunun özünü oluşturan noktalarda söz sık sık Marksizmin önderlerine ve onların temel eserlerine bırakılmıştır.

 

Sosyalizme çekim gücü kazandırmanın tarihsel sorumluluğu yanında acilliğini ve yakıcılığını da dikkate alarak onları aynı amaçla tekrar dikkatlere sunmak istedik.

 

H. Selim Açan

Mart 2018


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar