Şule Çet davası bugün görüldü

Şule Çet davası bugün görüldü

Dava, tecavüzcü katillerin küstahlığı ve avukatlarının çirkin iddiaları arasında görüldü, tutukluluğun devamına karar verildi

Şule Çet’in geçen yıl Ankara’da bir plazada tecavüz edilip plazanın 20. katından atılarak yaşamını yitirmesinin ardından başlayan ve tecavüzcü katiller Çağatay Aksu ile Berk Akand’ın yargılandığı davanın üçüncü celsesi bugün görülüyor.

Duruşma öncesi Ankara Adliyesi önünde çeşitli sivil toplum kuruluşları, örgütler, milletvekilleri ve kadın örgütleri tarafından Şule Çet için adalet talebi dile getirildi.

Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlayan duruşma salonuna giriş esnasında sanık yakınları AKP Ankara Milletvekili Arife Polat Düzgün’e bir dosya verdi. Sanık yakınları Düzgün’e “Davanın özetini içeriyor vekilim” diyerek dosyayı teslim etti.

Duruşma, takım elbise ve kravatlı Çağatay Aksu ve Berk Akand’ın gecikmeli olarak getirilmesiyle başladı.

Mersin Üniversitesi Adli Tıp uzmanlarının hazırladığı rapor sunuldu. Rapora göre Çet’in üzerinde erkeğe ait DNA bulundu ve tırnak altında Berk Akand’ın DNA’sı olduğu tespit edildi.

Adli Tıp Uzmanı, diğer raporlardan farklı olarak düşme ile yaşanamayacak cinsel saldırı bulgularının tespit edildiğini açıkladı. Hakim “İncelenen bulgular sonucunda ne deliller buldunuz?” diye sordu. Cevap olarak “Anal bölgede erkek prostat sıvısı, anal bölgede amilaz, Boyunda kırık, vajinal yırtık” denildi.

Hakim “Diğer raporlardan farklı olarak ne sundunuz?” diyerek sorularına devam etti. “Diğer raporlardan farklı olarak düşme ile yaşanamayacak cinsel saldırı bulguları vardır” cevabı verildi. Hakim “Prostat sıvısı ve DNA ne kadar uzun süre kalabilir?” diye sordu, “Prostat sıvısı vajinal bölgede 0-13 ile 0-48 saat arasında kalabilir” cevabı verildi.

Şule Çet’in avukatı Avukat Onur Tatar “Bir önceki duruşmada bilirkişimizi hazır edeceğimizi söylemiştik. Şule Çet’in 9 parmağında erkek DNA’sına, 7 parmağında birden fazla DNA, 2 parmakta ise Berk’in DNA’sına rastlanmıştır” dedi.

Mersin Üniversitesi’nden bilirkişi heyeti Şule Çet’in raporunu açıkladı. Açıklamada, Şule Çet’in tecavüze maruz bırakıldığı yönünde kanıtların var olduğunu, Şule’nin boyun kemiğindeki kırık biçiminin daha çok elle boğmada görülen bir kırık olduğu söylendi.

Sanık Berk Akand’ın avukatı “Tırnak altı dokuları incelenmemiştir. Ayrıca sanıklarda hiçbir yaralanma yoktur” dedi.  Adli Tıp Uzmanı Hakan Kar ise “Tırnak altında doku olması için görünür yaralanma olması gerekmez. Ayrıca raporda inceleme mevcut” şeklinde cevap verdi.

Kar ayrıca, Şule Çet’in vücudunda yüksekten düşmeye göre, elle boğmada 10 kat daha yüksek oranda görülen bir bulgu olduğunu belirtti.

Sanık avukatı, “Zorla girilen bir anal ilişkide, içeride dokuda 2 santimlik bir fisürden bahsediliyor. Fakat anal muayenede dış kısımda hiçbir iz yok, zorla ilişkide ilk tahrip olacak yer anal bölgenin dışıdır. Kabızlıkla olamaz mı?” diye sordu. Kar, “Bir kere fisür değil, ekimoz var. Ve sizin yok dediğiniz dış tahribat bizim muayenelerimizde var. Hem anal bölgede hem de anal bölge dışında ekimozlar ve noktasal kanama alanları var. Yani bunun kabızlık ile olması imkansız” şeklinde cevap verdi.

Hakim, Şule Çet’in arkadaşına “Psikolojisi nasıldı?” diye sordu. Tanık, “Doğum günü kutlama planımız vardı ve Şule’nin yükseklik korkusu var. Kesinlikle AVM’lerde bile terasta yemek yiyemez. 4 yıl boyunca bir kere bile mutsuz haline rastlamadık, aramızda Pollyanna derdik” cevabını verdi.

Sanık Çağatay Aksu söz alarak, “Hanımefendi, yani gerçekten kaba tabir etmek de istemiyorum ama yani tanıklar nasıl seçiliyor, nasıl geliyor bilmiyorum ama Şule yanımızda 45-50 gündür çalışıyordu. Şule’nin Twitter paylaşımları ile ilgili bilgin var mı?” diye sordu.

Tanık devam etti: “Evet var, benim de öyle paylaşımlarım var. Ve bu çok normal. Kesinlikle intihar edecek birisi değildi. Çok fazla şiir okurdu ve o şiirlerden paylaşımlar yapardı. Bunun ruhsal sağlığı ile alakası yok!”

Sanık Çağatay Aksu bunun üzerine “Twitter paylaşımları intihara meyilli olduğunu göstermiyor mu? Hiç mi mutlu şiir yokmuş? Onları niye paylaşmamış?” dedi.

Sonrasında diyalog şöyle devam etti:

Sanık Aksu: Ölü bir anneden bahsediyoruz, annesine kavuşmak istemiş olamaz mı?

Tanık: Ergenken yapardı eğer intihar etmek isteseydi.

Aksu: Şule’nin yine ev aradığını biliyor muydun bir gün öncesinde bile?

Tanık: Bilmiyorum böyle bir şey.

Aksu: Boş beleş birkaç cümle daha…

Şule Çet cinayetinin ilk savcısı Alev Ersan Albuz, “Sanık vekili avukatlar bana geldiler. Şule Çet’in avukatı Umur yıldırım ile ilgili ses kaydı dinletmek istediler. Kabul etmedim. İnternetten yayınlayacaklarını söylediler” dedi.

Şule Çet’in avukatı Ferhat Gebeş sunum canlandırma görüntüleriyle sunum yapıyor:

“Yükselten serbest düşme pozisyonunda 4 metre kat etmesi mümkün değildir. İki seçenek var; ya Şule kendisini ayakları ile itecek ki, Çağatay Aksu ifadesine göre Şule’nin ayakları havada, ikinci seçenek ise atılmış olması. Normal serbest düşme biçiminde bu şekilde olay gelişmez. Kişi veya kişilerce atıldığını gösteriyor.

Şule’nin sağ dirseğinin altında kalmış sol ayakkabısı ve ayağında olsaydı bu imkansız olurdu. Sağ ayakkabısı ise 2 metre ilerisinde bulunmuş. Çoraplarından birisi kayıp ve bunun bir açıklaması yok. Şule’nin üzerinde siyah bir kazak var, Şule düştükten sonra bu kazağın içe katlandığını görüyoruz. Bu durum cinsel saldırı için de delil sağlamaktadır nitekim kazağın sonradan giydirilmeye çalışıldığını düşünüyoruz. Şule atıldı, sol ayakkabısı önceden atıldı, kazağı içe katlandı ve bu düşme ile olamaz.”

Sanık Çağatay Aksu, “Yine bir senaryo, yine bir çizim, şaşırdık mı hayır? çürütmekten ben yorulmadım ama onlar da üretmekten yorulmadı. 14 ay geçmiş, 14 ay içerisinde kimin oraya gidip gitmediğini belli ki takip etmişler, neye göre eşyaları nereye koyduğuma karar vermişler?” dedi.

Aksu, “Oraya bir ayakkabı fotoğrafı koymuşlar ama nasıl benim ayağımı sığdırmışlar hiç anlamadım, ifademin arkasındayım, İvmelendirip atıldı deniliyor, kendi dediğini kendisi duyuyor mu? Orada ivmelendirip nasıl atacağız zaten dar bir pencere.

Çorap yok diyorlar. Anlamadım efendim birine dokunmadan tecavüz etme, birine dokunmadan boğma, tutmadan atma, doğa üstü güçlerim var sanki efendim benim.

Şule günlük 120 liraya çalışan bir bayan. Bu kişiler 1-2 günlük paralarını almaya asla gelmez.” diyerek konuşmasına devam etti.

Şule Çet’in avukatı Umur Yıldırım, “Birinci celsede sanıkların telefonlarına el konuldu ama olay günü telefonlarını vermediler. İlk celsede Berk Akand Samsung telefon kullandığını söylüyor ama celse verilerine göre Huawei marka telefon teslim etmiş” dedi.

Yıldırım, “Açık açık delil karartma, mahkemeyi yanıltma vardır. Kayıtlara göre bakıyoruz, 112, 110, 155 hiçbir numara aranmamış. Kurtarmak istiyordu ama ne yazık ki ne 112 ne, 118 ne de 155’i aramış. Şule’nin 2006’dan itibaren 200 hastane kaydı var ve yalnızca birisi ayakta psiko tedavi, altını çiziyorum ayakta. Artık bu psikoloji tartışmasının sonlanmasını istiyorum. Ayrıca bir önceki celsede Berk Akand dedi ki: “Ben kaçsaydım tırnağımı bulamazdınız.” Bu açık açık kaçma şüphesi yaratır TCK’ya göre ve bu tutuklama devamını gerektirir. Aynı zamanda Çağatay Aksu: “kızına sahip çıksaydın” diyen birisi ve bu bir itiraf niteliğindedir ve içeride de bayağı başarılıymış, dışarıdaki kadınların can ve mal güvenliği için sanıkların tutukluluğunun devamını istiyoruz. ” diyerek konuşmasını sürdürdü.

Sanık Çağatay Aksu’nun avukatı L. Erkmen, Şule’nin psikolojik durumunun okul ders durumlarıyla alakalı olduğunu iddia etti. Erkmen, “Çağatay Aksu’nun hiç bir çelişkisi yoktur diyor, Çağatay kızın ayakları havadaydı demiyor. Belden itibaren sarkıktı diyor. Maktulün ayak bileğinde ekimoz var ve bu düşmeden olmaz. Neden olmaz? Çünkü bileğin her tarafında var, ancak tutma ile olabilecek bir morluk. Ve bakıyorsunuz aynı morluğun karşılığı, Çağatay Aksu’nun parmağındaki tendonların kopmasına sebep olacak şekilde zorlamış “çocuk” kurtarmak için. Mirtazapin’in Amerika’da siyah reçete ile satılmasına dair görüşler var (intihar iddiası) ve ikincisi avuç içinde bulunan saç örnekleri ve bu tip vakalarda kendi saçını çektiği söylenmekte.

Bizim anlatımımızda bir tane aykırılık yok. Kimse diyemez ki, prostat sıvısı ve vajinal bölgede olmuş deliller bir tanesi bile kesinlikle düşmeden hemen önce olmuş olmak zorunda değil. Şüpheden kim yararlanır? Bizim şüpheye mahal vermememiz gerekiyor. Ortada bir tane bile şüpheden uzak delil yok. Ancak bir takım senaryo simülasyonlar var, alınan özel raporlara karşı, böyle olayların mevcut olmadığı tespit ediliyor, müvekkilim 1 seneyi aşkın süredir hapiste… Hangi delille? 18 dakika denildi, 11 dakikası silindi biz demiştik, çocuklar hemen inmişler aşağıya. Hiçbir yer silinmemiştir, hiç bir delil karartılmamıştır. Pervazlarda 1 karış toz var. Peki bu deliller hiçbir şekilde karartılmamışsa, olay yeri inceleme ekibi Diyor ki, ıslaklık yoktu. Nasıl o lekeler olabilir? Veya neden o gece olsun. 2.45’ten önce Şule’nin ölmüş olma ihtimali sıfırdır. Bu dava niye açıldı? 1- Prostat sıvısı 2- Mesajlar. Mesajlar tamamen çürütüldü. Çünkü ev arkadaşı sormuş geleyim mi diye ve Şule hayır demiş. Ve Şule’nin son iki gününün kayıtları neden yok? Yani mesajlar silinmiş.” diyerek konuşmasına devam etti.

Ardından, “Hala sosyal medyada müvekkilimin çok zengin olduğu ve yargıyı etkilediği söyleniyor. Bunlar dolar milyarderi(!) Neymiş fukara gibi geldi, Porsche ile gitti.” dedi ve “Porsche’u varsa Allah bizim belamızı versin.” dediğinde salonlar “Amin” sesleri geldi. Erkmen, karşılık olarak “Yoksa da sizin” dedi.

Bu konuşmalarının ardından katillerin avukatı İskender Balkış söz alarak, “Bu tartışmalar nahoş, benim Berk’i olayın başından beri ne derece sıkıştırdığımı bilmiyor. Ben inanmasam bu Berk’i savunmazdım. Karşımda tanıdığım, tanımadığım baro başkanları var. Dosyayı incelemelerini istiyorum detaylıca. Özellikle maktülün o gece 2 erkek ile plazada olduğunu erkek arkadaşından saklaması konusunu düşünmelerini istiyorum. Ciddi bir ilişkisi var ve Furkan’ın hayata bakış açısı haber almamak isteme üzerineyse onu bilemem. Şule istediği saatte istediği şekilde olabilir, burada dikkat etmek istediğim şey Furkan’ın bu konudan haberinin olmaması ve bunun doğurabileceği sonuçlar.

Eğer bir kızın anal ve vajinal bölgesindeki deliller, Sanıklara uymuyorsa bu deliller erkek arkadaşı ile alakalıdır. DNA tespite elverişli değildir. Olay gecesi bir şey olsa zaten DNA tespit edilirdi. Burada bana müdahale ediyorlar. Ama savunma sınırını aşan bir şey söylemiyorum. Şunu iddia ediyorum bütün deliller evet bir ilişki göstermektedir ama o gece olmuş olması kesin değildir. Erkek arkadaşı ile de yapılmıştır. Bütün bu deliller ışığında Berk’in itibarı yerle bir olmuştur ve biz Berk’in tutuksuz yargılanarak duruşmalara gelmeye devam etmesini istiyoruz. Elbette bu saatten sonra zordur, bu baskı altında ama bizim talebimiz budur.” diyerek konuşmasını bitirdi.

Karar için duruşmaya ara verildi.

Ara karar açıklandı. Sanıklar Berk Akand ve Çağatay Aksu’nun tutukluluk halinin devamına karar verilirken, bir sonraki mahkeme 16 Ekim 2019’a ertelendi. Kararın açıklanmasının ardından tecavüzcü katiller Berk Akand ve Çağatay Aksu salona dönerek küfrettiler.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar