Şule Çet raporunu hazırlayan işkenceye ‘sağlam’ demiş

Şule Çet raporunu hazırlayan işkenceye ‘sağlam’ demiş

Şule Çet dava dosyasına eklenen ve büyük tepki çeken raporu hazırlayan Adli Tıp Uzmanı Mehmet Nuri Aydın’ın 20 yıl önce “işkence” gören Kutay Meriç’e “sağlam” raporu verdiği ortaya çıktı.

Ankara’da bir plazanın 20’nci katından düşerek yaşamını yitiren üniversite öğrencisi Şule Çet’in ölümüne ilişkin davanın ilk duruşması dün (6 Şubat 2018) Ankara 31’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Sanıklar Berk Akand ve Çağatay Aksu’nun tutukluluk halinin devamına karar verilirken bir sonraki duruşma 15 Mayıs’a ertelendi.

Çet davasının soruşturma aşamasında bir uzman tarafından hazırlanan ve dava dosyasına eklenen rapor, özellikle sosyal medyada büyük tepki çekti. “Bir kadın bir erkekle tenha bir yerde içki içmeyi kabul etmişse cinsel ilişkiye rıza göstermiş sayılır” ifadesinin yer aldığı raporu hazırlayan Adli Tıp Uzmanı Mehmet Nuri Aydın’ın, 1989 yılında Ankara Emniyet Müdürlüğü Siyasi Şubesi’nde (DAL) işkence gören Kutay Meriç’e “sağlam” raporu veren Adli Tıp Kurumu doktorlarından olduğu ortaya çıktı.

‘BÜTÜN İŞKENCE METOTLARINI UYGULAMIŞLARDI’

Halkevleri MYK Üyesi Kutay Meriç’i 22 Ekim 1989 tarihinde muayene eden ve “sağlam” raporu veren Adli Tıp Uzmanı Mehmet Nuri Aydın, Ankara Tabip Odası tarafından 1990 yılında 9 ay süreyle meslekten ihraç edilmişti.

Meriç, adli tıp doktorlarının karşısına çıkmadan önce Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde yaşadıklarına ilişkin şunları söyledi:

“O dönem uygulanan bütün işkence metotlarını uygulamışlardı. Kaba dayaktan elektrik işkencesine, çarmıha germeden Filistin askısına kadar tüm işkenceler vardı. Benim kolum çarmıhta kırıldı. Bütün yük kollara binince -aynı zamanda işkence suyu da var- çırpınıyorsun, vücut ağırlığına dayanamayınca orada kolum kırıldı. Ben de ilk başta kolumun kırıldığının farkında değildim. Demir kalasa bağlanıyorsunuz ve vücudun yükünün getirdiği ağırlıkla kaslar ezildi sanmıştım. Dirsekten itibaren bileğe kadar ellerim çalışmıyordu. Cezaevine gittiğimizde arkadaşlarım ‘Oğlum biz hepimiz bu işkenceden geçtik bize böyle bir şey olmadı’ dediler. Sonrasında hemen ertesi günü sevk aldırdık Numune Hastanesi’ne gittik. Orada röntgende kırık olduğu çıktı ortaya.”

.

‘DOKTORLAR OTURDUKLARI YERDEN KALKMADILAR BİLE’

Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün ardından götürüldüğü Adli Tıp Kurumu’ndaki doktorların muayenesine ilişkin Meriç, “Herhangi bir şeyin var mı, rahatsızlığın var mı, vücudunda yara bere var mı diye sordular. Doktorlar oturdukları yerden kalkmadılar bile. Normalde doktorun yanına polisin girmemesi gerekirken yanında polisler de vardı. Kollarım çalışmıyor diyorum, yara bere var mı diyor. Yaram berem yoktu çünkü beni bir hafta on gün tedavi ettiler zaten. İyileştirip öyle çıkardılar oradan. Adli tıbba gelene kadar yaramız beremiz kalmadı ki” dedi.

Yaşananların ardından “işkence yapan” polisleri dava ettiğini ve iki polis memurunun 4.5 yıl ceza aldığını aktaran Meriç, “O dönem bu adli tıp doktorunu da şikayet ettik ama davada suçsuz bulundu. Bana işkence gördüğünü söylemedi ben nereden bileyim dedi. Fakat tıp etiği yönünden tabip odası 9 ay meslekten men etmişti” diye konuştu.

‘BU BİZİM İŞKENCE DAVASINDAKİ ADAM DEĞİL MİYDİ?’

Aynı adli tıp uzmanının yıllar sonra Şule Çet davası dosyasına eklenen raporu yazdığını öğrendiğinde şoke olduğunu belirten Meriç, okuduğu haberin ardından hissettiklerini şu sözlerle aktardı:

“Evden çıktım, dolmuş durağına gidiyordum. Elimde telefon, haberlere bakarken Şule Çet haberini gördüm. Orada geçen kişinin ismini bir yerden hatırladım ama nereden olduğu ilk aklıma gelmedi. Hiç yabancı gelmedi derken bu bizim işkence davasındaki adam değil miydi dedim. Cumhuriyet’in arşivinden buldum, aynı isim. Şoke oldum. Benim dönemlerimde genç birisiydi. Ben 25 yaşındaydım o zaman o da benim yaşlarımdaydı.”

‘BU TÜR RAPORLARLA MAĞDUR SUÇLUYMUŞ GİBİ YANSITILIYOR’

Şule Çet davasını yakından takip ettiğini ve adil yargılama olmasını temenni ettiğini belirten Meriç, “Hazırlanan bu tür raporlarla mağdur, suçluymuş gibi yansıtılıyor” dedi.

“Adli Tıp Uzmanı Mehmet Nuri Aydın’ın hazırladığı rapordaki ‘Bir kadın bir erkekle tenha bir yerde içki içmeyi kabul etmişse cinsel ilişkiye rıza göstermiş sayılır’ ifadesi bir zihniyeti yansıtıyor mu? Yansıtıyorsa, 1989’da yaşadıklarınız bu zihniyetin devam ettiğini mi gösteriyor?” sorusuna ise Meriç şu yanıtı verdi:

“Bu, gerici faşist bir zihniyet. Bu kadro demek ki kıymetli bir kadro olarak durmuş. Otuz yıldır geçmişe dönüp başka ne işler çevirdiğine bakmak lazım. Bu tesadüf falan değil. Gerici faşist zihniyetin getirdiği bakış açısıyla kim bilir ne gibi kararlara imza attı. Bilemiyoruz. O dönemin bir takım doktorları vardır bu işleri yapan. Bunlar bu tür işleri örtbas etmek için kullanılıyordu.”

Gazete Duvar/Serkan Alan


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar