Süleyman Soylu ‘Yeni terör konsepti’ni açıkladı!

Süleyman Soylu ‘Yeni terör konsepti’ni açıkladı!

‘Terör konsepti’ni yenilediklerini açıklayan Süleyman Soylu “kültürel terörizm” adı altında kadın-çevre-insan hakları ve barış mücadelelerini tarihsel-toplumsal gericilik birikimini kaşıyacak şekilde hedefe çaktı!

Dün AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Azerbaycan ziyareti dönüşünde yaptığı açıklamalarla HDP’den CHP’ye, Gezi’den belediyelere kadar aklımıza gelebilecek hemen her konuda söz söyleyip, tehditler savurdu. Bugün de İçişleri Bakanı sıfatı taşıyan kontrgerilla şefi Mehmet Ağar’ın gölgesi Süleyman Soylu, Anadolu Ajansı’nın (AA) Editör Masası programına katılarak kadın cinayetlerinden depreme, “terörle mücadeleden” İstanbul projesine, bekçilere kadar pek çok konuda aynı şekilde dil döktü, tehdit saldı.

Depreme müdahale konusunda ne kadar gelişkin olduklarından, nasıl bir sistem kurup tıkır tıkır işlettiklerinden (!) dem vuran Soylu bu konuşmada “terörle mücadele”de yeni bir konsept oluşturduklarını, bu konseptin içine “kültürel terörizmi” de aldıklarını anlattı.

Çukur olaylarından sonra konsept değişikliğine gittik” diye belirten Soylu, bu konseptin ne mene bir şey olduğunu da polis tarafından örgütlenen ailelerin Diyarbakır HDP binası önünde oturtulmasını örnek gösterdi açımladı! Parayla, polis yönlendirmesi ve çeşitli vaatlerle çocuklarının dağda olduğu belirtilen Kürt aileleri HDP önünde oturtan bu “derin” konsepti öve öve bitiremeyen Soylu, onu “terörü kaynağında bitirme” konsepti olarak tanımladı.

Tabi konseptleri bununla da sınırlı değildi, kavramsal anlamda da genişletilmişti ve içine “kültürel terörizm”i almıştı. Kültürel terörizmin içine kadın, çevre, insan hakları ve barış mücadelesini koyan Soylu, bu mücadelelerin her birinin giydirilmiş şeyler olduğunu, esas dertlerinin de çevre-barış-kadın cinayetleri ya da insan hakları değil, “milleti tarihsel-toplumsal bağlarından koparmak” olduğunu buyurdu. “Esas olarak dinini, milletini, atasını, ana baba sevgisini, bağlarını koparmak istiyorlar, dinsizleştirmek istiyorlar” diye tespitler yapan Soylu “partnerleri de Batı” dedi!

Lafı getirip PKK’ye bağlayan Soylu, “PKK bir kadın örgütüdür. Kadınların terör operasyonlarında bulunma oranı yüzde 56’dır” diyerek kadın dinamiğine nasıl diş bilediğini ortaya koyarken aynı zamanda PKK’nin feodal Kürt toplumunda nasıl bir dönüşüm yarattığına dair de ilk ağızdan bilgi vermiş oldu. Tabi Soylu’ya göre PKK’nin kadın dinamiğini bu ölçekte örgütlemiş olmasındaki esas derdi “Batı”da prim toplamakmış!

Bunların aklı bu kadarına çalışır” denilip geçilebilir, ama değil. Onlar neyin ne olduğunu çok iyi biliyorlar ve bir hareketin derin bir toplumsal dinamikle buluşmuş olması karşısında derin bir öfke duyuyorlar. O hareketin kadın dinamiği gibi anlamlı bir güçlü bu ölçekte buluşmuş olmasının esas olarak verdiği güven ve yarattığı anlamlı toplumsal dönüşümle mümkün olduğunu bildikleri gibi…

Kadın, çevre, barış ve insan hakları mücadelesini tarihsel-toplumsal gericilik birikimini kaşıyarak hedefe çakan Soylu, bu başlıkların nasıl bir toplumsal mücadele potansiyeli taşıdıklarını ve aslında çok geniş kesimleri şu ya da bu düzeyde içine alabilecek bir dinamiği ifade ettiğini bilerek konuşuyor. Fakat tarihsel-toplumsal gericilik birikimiyle düşünen geniş bir kesimi de en hassas noktalara (din-millet-aile-anne, baba sevgisi-tarih…vs) hitap ederek “korumaya” aldığını sanıyor. Keza gericilik birikiminin en yoğun olduğu bölgelerde bile maden şirketlerine ya da doğanın katledilmesine karşı nasıl bir hassasiyet olduğunu ya da kadın cinayetleri konusunda geniş kadın kitlelerinin (kendi tabanı da dahil) nasıl bir duyarlılık taşıdıklarını çok iyi biliyor.

Kısacası “din düşmanlığı” gibi hassas bir mevzunun altını çizerek bu mücadeleleri toplumsal gericilik birikimin hedefi haline getirmeyi esas alan Soylu korku ve kaygılarıyla konuşuyor.

Fakat ne yaparsa yapsın 21. Yüzyılın ilk çeyreğinde örgütlü ve programlı bir mücadele ekseni kazanacaklarını her açıdan hissettiren bu dinamikleri yok edemeyecekleri gibi serpilip gelişmelerini de engelleyemeyecekler! Bunu en çok da Soylugiller biliyor.

Bildikleri için de saldırganlıkta ve kirli-karanlık yöntemlerde sınır tanımayacakları ortada!


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar