Tabut

Tabut

Paran yoksa döktüğün kan arazinin değeri olur, tabutun yeni tabutlar gelsin diye ‘kamu spotu’ olur.

İnci Hekimoğlu

Dizi dizi tabut…

Resmîler 36 yaşamın son bulduğunu söylüyor. Ve devam ediyorlar: “Bu topraklar sıradan topraklar değil, yoksa arazi olur. Ama şehit kanlarıyla yoğrulduğu zaman o şühedanın fışkırdığı toprak olur.”

Değil mi?

Libya’da, Suriye’de “birkaç tane şehit”in ne önemi var, daha bütün ülke topraklarını kan kırmızıya boyayacağız ki “arazi” değerlensin.

Tüyler ürpertici.

Kimin için değerlenecek “arazi”?

Tabutun içinde yatan yoksul gençler için mi?

Ömür boyu yüreklerinde o tabutu taşıyacaklar için mi?

Yıkık dökük evlerde isyanını bastırmak zorunda bırakılan fukaralar için mi?

Ölenlerin çoğu yoksul ve sözleşmeli.

Devletin politikası bu.

Önce işsiz ve aç bırakırsın. Sonra askerlik yasasını değiştirip maaşlı adeta ‘intihar birlikleri’ yaratırsın ki “ölsek bile ailelerimiz kurtulur” deyip, gönüllü olsunlar.

Seçeneksiz bıraktıkları gençlerin tabutlarını miting kürsüleri gibi kullanma rahatlığı da bundan. O acılı ailelerin çaresizliklerinden…

Seslerini yükseltseler şehitlik maaşından da olacaklarını biliyorlar. Diğer evlatları için, torunları için, kendileri için o paraya muhtaçlar maalesef.

Hiç unutmadım, mıh gibi kazındı aklıma.

Bir annenin şehit olan oğlunun tabutuna sarılıp “affet bizi oğlum, 18 bin lira bulamadık” feryatları yüreğimizi lime lime etmişti.

2011 yılında 30 bin lira olan bedelli miktarı 2015 yılında 18 bin liraya düşürülmüş, yine de bu parayı verebilenlerin sayısı ancak 200 bin kişi olmuştu. 204 bin genç 18 bin lira karşılığında canını devletten satın almıştı.

İşte böyle.

Paran varsa canını bile satın alabilirsin. Paran yoksa cenazen seçim malzemesi olur, döktüğün kan arazinin değeri olur, tabutun yeni tabutlar gelsin diye ‘kamu spotu’ olur.

Tabutlar perde de olur.

Toplum ‘Vatan Millet Sakarya’ hamasetine boğularak, sesini çıkaramaz olur.

Bu çocuklar neden Suriye’deydi, diye sorulamaz. Neden iki askeri yakarak öldüren canilerle omuz omuzaydılar, diye de!

Neden Türkiye’de yüzlerce insanı katleden Suriye’deki çeteler bu ülkenin bekası için tehlike değil de, tek taş atmamış Kürtler tehlike diye hele, hiç sorulamaz.

Tabutlar çok şeyi perdeler.

Türkiye’nin genç işsizliğinde yüzde 27.1 ile rekor kırmasını,

En yüksek gelir düzeyine sahip yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay ekonomik krize rağmen artarak yüzde 47,6’ya yükselirken, en düşük gelire sahip yüzde 20’lik grubun aldığı payın azalarak yüzde 6,1’e gerilemesini…

En yoksul illerin Van, Muş, Bitlis, Hakkari olmasını,

Geçen ay meydana gelen deprem sonrası Van, Elazığ, Malatya’nın çoktan unutulup kaderine terk edilmiş olmasını,

Dersim’de şüpheli şekilde kaybolan ve hâlâ yetkililerin açıklama yapmadığı Gülistan Doku’nun akıbetini,

Şırnak Kovankaya köyünden 11 Ocak’ta kaybolan Keldani çift 65 yaşındaki Hurmuz Diril ve 71 yaşındaki Şimoni Diril’in başına ne geldiğini,

Burhan Kuzu’nun İranlı uyuşturucu baronu Zindaşti’nin tahliye edilmesindeki rolünü,

Kızılay-Ensar Vakfı ilişkisini,

Kavala, Demirtaş, Büyükada davalarındaki hukuksuzlukları,

Hatta Coronovirüsü bile.

Hepsini unutturuverir halklara.

Ama onlar bunca acının ortasında tabutları ayırmaya utanmaz.

Yazar ve şair Zeynel Abidin Han’ın cenazesini Kürt olduğu için cenaze arabasından indirtip, imamın cenaze namazı kılmasını bile engeller.

Ölenin de yaşayanın da ‘arazi’ kadar değeri yoktur bu memlekette.

Toplumun hafızası zayıftır ama devlet asla unutmaz.

O gereğini yapmaya devam eder.

Artı Gerçek


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar