Tanzim Pazarları neyin peşrevi?

Tanzim Pazarları neyin peşrevi?

Devletin kendisini kabzımal ilan ettiği Tanzim Pazarları sadece seçim öncesinde krizi perdeleyip, halktan oy devşirmenin aracı mı? Abdülkadir Servi’nin ‘Gıdada yeni paket geliyor’ başlığıyla köşesine taşıdığı plan, bunun böyle olmadığını gösteriyor

AKP’nin her sıkışma anında ürettiği ve sırf yarattığı tartışmayla bile o krizi görünmez kılmayı başardığı, bu arada yarattığı yanılsamayı da oya-desteğe tahvil edip, kafaları iyice bir karıştırdığı projelerinden sonuncusu olan Tanzim Pazarlarının arkasının nasıl geleceği giderek netleşiyor.

Tayyip Erdoğan dün temizlik ürünlerini de listeye eklemişti. Bugün de hızını alamayarak zaten şirketleşmiş belediyeleri şimdi devasa bir perakendeci haline getireceklerini ilan etti. “Marketlerde ne satılıyorsa hepsini satacağız” diye ilan etti.

Erdoğan’ının bu açıklamaları ile Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin tanzim satışların internet üzerinden yapılabilmesi için yeni bir proje hazırladıkları yönündeki açıklamaları bir araya gelince Tanzim Pazarlarının geçici bir siyasi manipülasyon aracı olarak tasarlanmadığı anlaşılıyor. Pakdemirli o açıklamasında işi o kadar ileri götürmüştü ki, PTT Genel Müdürlüğü ile gerçekleştirecekleri proje kapsamında internetten de sebze ve meyve siparişinin verilebileceğini belirtmişti.

Arka planda neyi nasıl tasarladıklarını net olarak bilemesek de işin sonunda yandaş sermaye için yeni bir yatırım alanının yaratılmaya çalışıldığı, çanına ot tıkadıkları tarımsal üretimi ve küçük köylülüğü bu sefer de tekellerin azgın rant ve talan hırsına açık hale getirecekleri anlaşılıyor.

Tarım Kredi Genel Müdürü Fahrettin Poyraz her ne kadar tanzim satış noktalarının iki buçuk aylığına kurulduğunu açıklasa da, seçim arifesinde yapılan bu hamlenin, basit bir politik manipülasyon olmadığını Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi’nin bugün köşesine taşıdığı plandan da anlaşılıyoruz.

Selvi’nin yazısından da gecekondu usulüyle bir anda ortaya çıkarılan ve halkın gıda ihtiyacını karşılamaktan hayli uzak olan bu pazarların, rant-talan politikalarında hayli ustalaşmış AKP cenahı açısından farklı bir girişimin peşrevi olduklarını gösteriyor. Bu peşrevin bağlanacağı makamın da tarımın tıpkı maden ve inşaatta olduğu gibi yandaş sermaye gruplarına peşkeş çekilmesi olması afaki bir varsayım değil.

Selvi’nin aktardığı plan Erdoğan’ın son zamanlardaki kenevir sevdasıyla da birleşik düşünüldüğünde tarımın da asıl olarak iç pazara değil, ihracata dönük bir model üzerinden yeniden yapılandırılıp, sanayiyle bütünleştirilmesinin hedeflendiğini gösteriyor. Emekçilere ve köylülüğe kalansa anlaşılan o ki kelimenin gerçek anlamıyla “artıklar” olacak gibi gözüküyor.

Selvi’nin aşağıda aktaracağımız “Gıdada yeni paket geliyor” başlıklı yazısının satır aralarında sözünü ettiğimiz niyet ve hedefler açıkça okunuyor:

Barış Manço’ya hayrandık.

 

Ancak “domates, biber, patlıcan”dan da şarkı mı olur diyorduk.

 

Oldu. Hem de Barış Manço söyleyince öyle güzel oldu ki…

 

Şimdi liderler söylüyor “domates, biber, patlıcan” diye. Ama onlarınki Barış Manço şarkısı değil. Siyasi düello.

 

24 Haziran seçimlerine “patates, soğan” damgasını vurmuştu. 31 Mart yerel seçimlerinin favorisi ise “domates, biber, patlıcan”. Büyükşehir belediye başkan adaylarından dahi daha çok konuşuluyorlar.

 

Siyasi mizahın güçlü olduğu dönemlerde olsa, gelinlere takı olarak domatesin, biberin takıldığı karikatürler çizilir, patlıcanlı esprilerden geçilmezdi.

 

Ama işin espriye gelir yanı kalmadı.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son günlerde Türkiye’de bir oyun oynanmaya başladı. Patlıcan, domates, patates, salatalık… Fiyatları tırmandırmaya başladılar. Bu bir terör estirmeydi” dedi.

 

Gıdayla ilgili olarak acilen atılması gereken adımlar atılıyor. Ankara ve İstanbul’da tanzim satış mağazaları satışa başladı. Ama gıda sorununa orta ve uzun vadeli olarak köklü bir çözüm getirmek için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla bir çalışma yapılıyor. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın koordinasyonunda birbiriyle bağlı çalışan bir zincirin halkalarından oluşan yeni bir sistem kuruluyor. Tarladan tezgâha uzanan gıda zincirinde yapısal dönüşümler öngören düzenleme ile “tüm süreçlerde koordineli iyileşme” amaçlanıyor.

 

HAL YASASI İLE NE GELİYOR?

 

Aklınıza hemen “Hal Yasası” gelmesin. Hal Yasası zincirin sadece bir halkası, ama önemli bir halka. Hemen sırası gelmişken paylaşayım.

 

Hal yasası ile:

1- Komisyonculuğun önlenmesi,

2- Hallerin fiziki standartlarının yükseltilmesi hedefleniyor.

 

Üzerinde çalışılan ‘Gıda Paketi’yle ilgili ulaşabildiğim ayrıntıları paylaşacağım. Ama öncelikle Merkez Bankası’nın sekretaryasını üstlendiği Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi’nin yaptığı çalışmalara dikkat çekmek istiyorum.

 

Merkez Bankası bugün yaşadığımız sıkıntıyı önceden öngörerek, 2016 yılında bir yol haritası belirlemiş. Keşke sorun kapımızı çalmadan önlemler geliştirebilseydik. Ama krizler üzerinden çözümler üreten bir yapımız var. Belki bu kriz üzerinden yeni bir sisteme inşa edeceğiz.

 

GIDADA YENİ SİSTEM

 

Yeni sistemin yapı taşları şöyle olacak:

 

1- Sözleşmeli tarım: Büyük komisyoncular ve bazı büyük marketler önceden üreticiye avans vermek suretiyle ekim yaptırıyor. Nükleer santral, baraj, köprü ihalesine giren büyük şirketlerimiz olduğu gibi, sözleşmeli tarımla güçlü bir sermayenin sektöre girmesi amaçlanıyor. 

 

2- Şahısların ve şirketlerin önceden avans vererek ekim yaptırmasına benzer bir kredi sistemi üzerinde duruluyor.

 

TERMAL TARIM

 

3- Termal tarım geliyor. Türkiye’nin termal su haritası çıkarıldı. Sıcaklığı 70-100 derece olan yedi yer kırmızı, 60-69 santigrat derecedeki kaynaklar yeşil, 20-40 derece olan yerler ise turuncu olarak işaretlendi. Dar bir coğrafyada yapılan seracılığın termal su kaynaklarının olduğu bölgelere yayılması amaçlanıyor. Bunun için termal su kaynaklarının paylaşımı ve Hazine arazilerinin kiralanması üzerinde çalışılıyor.

 

4- Sanayideki KOBİ’ler gibi, tarımda da TOBİ’lerin oluşması amaçlanıyor. Tarımın aile işletmeciliğinin yanı sıra orta ölçekli işletmelere çeşitlenmesi için çalışma yapılıyor.

 

PAKETİN AYRINTILARI

 

Paketin ayrıntıları da var. Uygulamanın başarısı bir anlamda bu ayrıntılara bağlı.

 

1- Seracılığın standardı yükseltilecek. Muşamba ya da naylonla yapılan seralar yerine sıfır faizli krediler verilerek modern seraların kurulması teşvik edilecek.

 

2- Seracılığın yaygınlaştırılıp Antalya dışındaki şehirlerimizde yapılması için teşvik verilecek.

 

3- Yaş sebze ve meyvede çürüme ve nakliye sisteminden kaynaklı kayıp oranının yüzde 25-30 civarında olduğu tahmin ediliyor. Bunun için yaş sebze ve meyvelerin nakliyesinin soğutma sistemine sahip araçlarla yapılması sağlanacak.

 

4- Yaş sebze ve meyvelerin, bir kısmı aile işletmesi olan ya da yeterli standarda sahip olmayan soğuk hava depolarında çürüdüğü tespit edildi. Bunu önlemek için bir ayağında da finans ve kredi kolaylığı getiren lisanslı depoculuk hızla yaygınlaştırılacak.

 

5- Hallerin standardı yükseltilecek. Bunun için başta Almanya olmak üzere Avrupa’daki modern hal binaları incelendi. Hem ürünlerin hallerden tüketiciye ulaştırılması sağlanacak, hem de haller büyük komisyoncuların tekelinden çıkarılacak. Hallere yeni sermayenin girmesine dönük bir düzenleme yapılacak. Böylece hal ve marketlerde tekelleşmenin önüne geçilmesi amaçlanıyor.

 

Söz konusu sadece domates, biber, patlıcan değil. Ana hatlarını verdiğimiz paket yasalaşırsa gıdada yeni bir sisteme geçilmiş olacak.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar