TAŞYAPI, taşeron ağı ve mafya düzeni=İnşaat işkolu

TAŞYAPI, taşeron ağı ve mafya düzeni=İnşaat işkolu

İnşaat-İş, TAŞYAPI’nın yüklenici firma olduğu Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi şantiyesinde nasıl bir taşeron-mafya düzeninin sözkonusu olduğunu direnişçi işçilerin yaşadıklarını anlatarak teşhir etti

İnşaat-İş, Taş Yapı’nın yüklenici firma olduğu Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi inşaatında taşeron firma HS Ring Elektrik bünyesinde çalışan işçilerin bu süreçte yaşadıklarını anlatarak, inşaat işkolundaki taşeron ağının nasıl bir mafyalaşmaya dönüştüğünü teşhir etti:

Taş Yapı’nın yüklenici firma olduğu Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi inşaatında taşeron firma HS Ring Elektrik bünyesinde çalışan üyelerimizin yaşadıkları, inşaat işkolundaki keyfiliğin-denetimsizliğin boyutlarını çarpıcı şekilde ortaya koyuyor. O nedenle de direnişimiz tek başına mesai, ücret, AGİ, kıdem tazminatı gibi temel hakların gasbedilmesine karşı değil, asıl olarak artık mafyalaşmış bu çalışma rejiminin kendisine karşıdır.

Bir taşeron cehennemi olan inşaat işkolunda yüklenici patronundan, taşeronuna, formenine kadar tüm bir zincir; hakkını isteyen, itiraz eden işçinin karşısında devletin de gücüne güvenerek, kelimenin gerçek anlamıyla mafyatik yöntemlerle çıkabiliyor.

İşkolumuzun örgütsüzlüğü, işçi arkadaşlarımızın “sahipsizliği” karşısında zıvanadan çıkan bu yaklaşımlar, TAŞYAPI’nın yüklenici firma olduğu Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi şantiyesindeki bir işçi arkadaşımızın şunları yaşamasıyla dile geldi:

Üyemiz olan işçi arkadaşlarımızın hepsi taşeron firma tarafından getirilen gurbetçi işçiler. Çalışmaya başladıktan 18 gün sonra “sözleşmeniz bitti” denilerek ücretleri ve diğer hakları ödenmeden çıkışları verildi.

Firma arkadaşlarımıza “bekleyin ödemelerinizi yapacağız” dedi. 28 Aralık 2018’de çıkışları verilen arkadaşlarımız hakları ödenmeden işçi yatakhanelerinde bekletildiler. Sigortaları olmayan, hakları gasbedilmiş şekilde yatakhanede bekletilen arkadaşlarımız bu durumu SGK’ya şikayet ettiler.

Nerden baksanız yasadışı bir çok boyut taşıyan bu durumu şikâyet etmeleri üzerine durumu öğrenen patron tarafı anında devreye girdi. Taşeron patronun temsilcisi olan formen Ali Temir, SGK’ya şikayette bulunan arkadaşlarımızdan Bayram Karakoç’u telefonla arayarak “neredesin?” diye sordu.

Arkadaşımız yatakhanede olduğunu söyleyince, “bekle geliyorum” dedi. Yatakhaneye gelen formen Ali Temir, hiçbir şey söylemeden şikayette bulunan ve diğer arkadaşlarımızı da hakları konusunda uyararak bu tepkinin parçası haline getiren arkadaşımıza saldırıya geçti. Gerçekleşen fiziki saldırıda yaralanan arkadaşımız, saldırıyı savcılığa şikayet ederek, darp raporu aldı.

Patronların mafyatik yöntemleri burada da kalmadı. Şikayette bulunmak için karakola giden arkadaşımızı çıkışta da patronun adamları karşıladı! Tanımadığı birkaç kişi koluna girerek, “o şikayeti geri çekeceksin” diye tehdit ettiler.

Arkadaşımızı karakolun önünde tehdit edecek kadar devlete güvenecek bir hoyratlık bu…

Arkadaşımızın itirazları üzerine karakolun hemen önünde gerçekleşen bu olaya polis müdahale etmek zorunda kaldı. Karakolun önünde olmasaydı polisin tutumu ne olurdu, doğrusu kestiremiyoruz!

Olay burada da kalmadı. Şikayette bulunan arkadaşımız Bayram Karakoç, tüm bu şiddet-tehdit sarmalından sonra üstüne bir de yine tehditlerle yatakhaneden çıkarıldı.

Yüklenici firma konumundaki TAŞYAPI, tüm bunların bilgisine sahip olduğu halde hiçbir müdahalede bulunmadı. Bulunmaz da. Çünkü taşeron ağıyla kurdukları sömürü çarkının bu denli mafyalaşmış olması, rant-kan ve talan üzerinden semiren bu yamyamlar takımının ortak ruhunu ifade ediyor!

İnşaat işçisinin köle olmadığını bu sömürü çarkının kuralsızlığına çomak sokarak gösteren her işçi arkadaşımız, bu tür saldırılarla karşı karşıya kalıyor. Örgütsüzlüğümüz, patronlar tarafından en hoyrat biçimlerle kullanıldığı gibi, buna itiraz eden, tutum alan tüm işçi kardeşlerimiz de patronlar ağının hedefi haline geliyor.

Fakat inşaat işçisi 3. Havalimanı’nda olduğu gibi hemen tüm şantiyelerde; fiili meşru mücadelenin yollarını keşfetmeye, köle olmadığını göstermeye, kendi sınıf hukukunu oluşturmaya, üretimden gelen gücünün farkında olmaya ve bundan güç almaya devam ediyor.

Bu cehennemde bir kıvılcım olmaya, örgütlü bir güç yaratmaya ve işçi sınıfının kendi yasalarını yaratarak, patronlara dayatmaya ant içmiş sendikamız da bu yönelimle er ya da geç buluşacaktır.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar