Tedarik zincirleri, sınıf mücadelesi ve birleşik cephe

Tedarik zincirleri, sınıf mücadelesi ve birleşik cephe

Korona virüsü dünya çapında sermaye döngüleri ve tedarik zincirleri yoluyla yayıldı, işçi sınıfını böldü ve milyonlarca işçiyi tehlikeye attı. Proleter güçleri bu tehdide karşılık verecek şekilde yeniden düzenlemek ileriye gitmek için tek yoldur

Belokamenka, Rus Arktik bölgesinde sadece 85 kişilik yerleşik nüfusa sahip kırsal bir topluluktur. Köy, bir kente benzeyen her şeyden yüzlerce kilometre uzaklıktadır ve büyük bir covid-19 salgını beklenebilecek son yerlerden biridir. Buna rağmen Nisan sonunda, sıvı gaz tedarik sisteminin bir şantiyesindeki 200’den fazla geçici işçiye covid-19 teşhisi konuldu. Salgın işçilerin sıkışık yaşam koşulları ve herhangi bir sosyal mesafe önleminin eksikliğinden dolayı, yaklaşık 2,5 kilometrekarelik inşaat alanına hızla yayıldı. Ancak virüs böyle uzak bir yere ulaşmayı nasıl başardı? Başlangıçta Çin’in Wuhan şehrinde teşhis edilen bir hastalık, yayılımın engellenme çalışmalarına rağmen bu kadar kısa sürede dünyanın en uzak köşelerine nasıl ulaştı? Cevap basit: Hastalık, ucuz göçmen işçiler tarafından ayakta tutulan küresel tedarik zincirini bağlayan yolu takip ederek daha önceki herhangi bir virüsten daha hızlı yayıldı. İnsanlar tarafından taşınan virüsler genellikle mal akışını takip ederken -örneğin hıyarcıklı veba yıllardır ticaret yollarını dolaştı- küreselleşmiş kapitalizmin hızı ve büyük ölçeği hastalıkların birkaç hafta içinde gezegene yayılabileceği bir senaryo yarattı. Bu bağlamda, covid-19 küresel kapitalizm çağındaki ilk büyük pandemidir.

Ancak Kim Moody’nin açıkladığı gibi hem ürünleri hem de hastalıkları dünya çapında yıldırım hızıyla dolaştıran döngüler, bir avuç şirketin milyonlarca lojistikçiyi çok ağır koşullarda çalıştırmasıyla yürür ve bu döngüler başarısızlığa son derece duyarlıdır. Moody şöyle açıklıyor: Teknik olarak gelişmiş ancak emek olarak ağırlaşmış tedarik zincirleri hastalık bulaşma hızını ve mal ve para akışını hızlandırdı. Ancak bu gergin ticaret damarlarının hızı da bozulmalara karşı duyarlılıklarını artırdı.

Bu tedarik zincirlerinin sunduğu rekabet avantajı neredeyse tamamen malları ve hammaddeleri ihtiyaç duyulduklarında ihtiyaç duydukları yere getirme yeteneklerine bağlıdır. Yol boyunca herhangi bir küçük kesinti tüm süreci kaosa sürükleyebilir ve şirketlerin günde milyonlarca veya on milyonlarca dolar harcama veya kâr kaybına neden olabilir. Moody için bağlantı burada açıktır. Kapitalizmin verimlilik arayışı ve üretim ve dolaşım sürecinin her dakikasından değer damıtma girişimleri, ücretlilerin bu tedarik zincirlerini sağlayan endüstrilerde muazzam bir potansiyel kaldıracı olduğu anlamına geliyor. Aslında küresel tedarik zincirlerinin varlığı küresel kapitalizmin arkasındaki tüm ileri teknolojilere rağmen hâlâ dünyayı döndürenin veya onu durduranın emekçiler olduğunu gösteriyor.

Küresel tedarik zincirinin başarısı için mücadele eden bu sistem açısından önemli işçilerin en zayıflar arasında olması şaşırtıcı değil. Milyonlarca işçi işten çıkarılmış ve yoksulluğa atılmış olsa da satış, nakliye, gıda ve enerji üretiminin ön saflarında yer alanlar genellikle en az koruyucu önlemlerle en büyük riskleri almaya zorlanmaktadır. Örneğin Belokamenka’daki göçmen işçilerin kişisel koruyucu ekipmanı, eldivenleri, maskeleri veya dezenfektanları yoktu. Amerika Birleşik Devletleri’nde dağıtım merkezi ve dağıtım şirketi çalışanları genellikle yeterli kişisel koruyucu ekipman olmadan virüsün yayıldığı ortamlarda çalışmak zorunda kalıyor. Ülke çapında gıda endüstrisinde, özellikle et ve kümes hayvanı fabrikalarındaki işçilerde yüzde 50’nin üzerinde enfeksiyon oranı tespit edildi.

Bu işçilerin çoğu aldıkları ücretle ancak yaşayan ve karantinayı karşılayamayan yoksul siyahlar ve göçmenlerdir. Özellikle kayıtdışı çalışanlar ekonomik teşvik paketi ve işsizlik sigortasından destek alma imkânına sahip değildirler ve sınırdışı edilebilirler; bu sebeple de güvensiz koşullarda çalışmaya veya ekonomik yıkıma maruz kalmaya zorlanırlar.

Salgında sınıf mücadelesi

Bu korkunç koşullara cevaben ülke çapında işçiler hayatlarını ve geçim kaynaklarını korumak için mücadeleye giriştiler. Payday Raporuna göre Mart ayı başından bu yana ülke çapında 190’dan fazla grev yapıldı. Bu grevlerin çoğu temel malların üretimi ve dağıtımı için kritik öneme sahip endüstrilerde gerçekleşti. Depo ve fabrika işçilerinden bakım evlerindeki hemşirelere, marangozlardan bakkal ve satıcılara kadar işçiler hastalık durumunda grev, iş rakma ve iş reddine başladılar. Talepleri daha güvenli çalışma koşulları ve kişisel koruyucu ekipmanlardan ücretli hastalık izni, risk ödeneği ve daha yüksek ücretlere kadar değişiyordu. Örneğin Massachusetts’te 13 bin marangoz, salgın sebebiyle oluşan belirsiz koşullar nedeniyle çalışmayı reddetti. Yine Massachusetts’te General Electric’in işçileri de acil ihtiyaç duyulan solunum cihazı üretimini protesto ederek işçilerin salgına karşı savaşmak için çözümlere sahip olduklarını gösterdiler.

Nebraska’da Smithfield domuz eti işleme tesisinde et kesiciler 50 meslektaşlarının covid-19 testinin pozitif çıkmasına rağmen Başkan Trump’ın et paketleme şirketlerini açık kalmaya zorlama çağrısı sebebiyle greve giderken, Kaliforniya’da yüzlerce fast food çalışanı risk ödeneği ve ücretli hastalık izni için grev yaptı. 1 Mayıs’ta Amazon, Whole Foods ve Target dahil olmak üzere ülkenin en büyük lojistik ve dağıtım şirketlerinden bazı çalışanlar sektör genelinde grev çağrısı yapmıştı. Her ne kadar bu eylemler ve gösteriler başarısız olsa da (grevlerden ziyade protestolara dönüştüler) birçok ücretlinin giderek artan şekilde kolektif eyleme açık ve mücadeleye hazır olduğunu gösteriyor.

İşyerlerindeki bu eylemlere ek olarak ülke çapında aralarında sağlık çalışanlarının da bulunduğu birçok işçi en çok ezilenleri savunmak için örgütlendiler.

Ülke çapındaki hastane personelleri yetersiz kişisel koruyucu ekipmanlarını protesto ederken, Amazon’un grev yapan depo işçileri ve diğer kilit sektörlerin krizden en çok etkilenen işçi sınıfları siyahlarla birlikte hareket ettiler.

Bu arada diğer birçok çalışan ve işsiz, kira artışlarının dondurulması ve aşırı kalabalık, güvensiz gözaltı merkezlerinde ve göçmenler için kurulan hapishanelerde tutuklu bulunan işçilerin serbest bırakılması için harekete geçtiler.

1 Mayıs grevlerinde olduğu gibi bu eylemlerin çoğu sendika dışı, onları durduracak bürokratik liderliğin olmadığı yasadışı grevlerdi. Aynı zamanda çoğunlukla doğa savunucusuydu ve pandemi sürecinde sağlık, güvenlik, hastalık maaşı ve ücretleri korumaya odaklanmışlardı. Gıda ve tedarik endüstrisinin bir dereceye kadar koordine edilmiş 1 Mayıs grevleri hariç çoğu şu ya da bu işyeriyle sınırlıydı.

Grevlerin fazlalığı kesinlikle tarihseldir. Ancak bu grevler genellikle kendiliğinden ve ilerici küçük bir işçi sektörü tarafından düzenlenmiştir ve tüm endüstriler için gerçek başarı elde etmek için gerekli kitle mücadelesinden uzaktır. Pandemi gerçekten de işçi sınıfının “sistemle alakalı” bölümleri arasındaki sınıf mücadelesini güçlendirdi, fakat aynı zamanda işçi sınıfı içindeki mevcut bölünmeleri de yoğunlaştırdı.

Pandemi ve karantina işçi sınıfını birkaç sektöre ayırdı. Bir yanda -en azından şimdilik- ekonomik veya sosyal aksaklıklarla evden güvenle çalışabilen milyonlarca işçi bulunurken öte yanda birçoğu lojistik, üretim ve teslimatta çalışmaya devam etmekten başka seçeneği olmayan vazgeçilmez konumda işçiler var.

Tabii ki bu ikinci grup sağlık alanındaki ücretlileri, hemşireleri ve ekonomik olarak daha güvenli ancak çoğu zaman enfeksiyonlara daha fazla maruz kalan doktorları da içeriyor. Fakat bir de üçüncü bir grup var: İşsizler. Geçen Perşembe günü Birleşik Devletler’de 33 milyondan fazla işçi Mart ayından bu yana işsizlik sigortası için başvuruda bulundu. Bu sayı çok büyük, ancak bunu yapmaya yetkili olmayanları örneğin hizmet sektöründe işten çıkarılan milyonlarca göçmen ücretliyi ya da devlet iş bulma kurumlarındaki yoğunluk sebebiyle başvuru yapamayanları bile içermiyor.

Sermaye, işçi sınıfının kimi bölüklerine (genellikle ırksal çizgiler boyunca) imtiyaz tanıyarak işgücü fazlasının oluşturduğu rezerv ordusunu ayakta tutarak, onların yoksulluğunu (ve) iş bulmaya dair çaresizliklerini diğer işçilere karşı bir sopa gibi kullanıp ücretleri düşürerek, sınıf mücadelesini felce uğratarak sınıfın kolektif gücünü zayıflatır.

Ancak pandemi ve ekonomik etkileri bu bölünmeleri arttırdı. Kriz aynı zamanda işçi sınıfının kolektif gücünü her zamankinden daha belirgin hale getirdi. Şu zorluklarla karşı karşıyayız: Harekete geçmiş olan işçilerin mücadelelerini -şu anda işsiz olanlar da dahil olmak üzere- tüm sınıfın mücadeleleri ve çıkarlarıyla nasıl birleştirebiliriz? Ve bu birimi, sosyalizm için mücadele edebilecek ve komünist bir gelecek için çerçeve oluşturabilecek bir sınıf oluşturmak için nasıl kullanabiliriz?

Sendika bürokrasisinin önündeki engel

Mevcut sınıf mücadelesinin kendiliğindenliğini, sınıf mücadelesi için örgütlenen işçi sınıfına duyulan ihtiyacın reddi olarak görmek cazip gelebilir. Ancak gerçek şudur ki, işçi sendikasının gücünü inşa edebilecek herhangi bir eşgüdümlü eylemin gerçekleşmesi, ulusal sendikaların ve bağlı kuruluşların örgütsel kitle kapasitesi olmaksızın imkansızdır. Ne yazık ki sendika liderliğinin muhafazakâr doğası, bu tür bir kolektif eylemin sendika bürokrasisiyle doğrudan karşı karşıya gelmeden muhtemelen imkansız olacağı anlamına geliyor. Birkaç dikkate değer istisna dışında aralarında Birleşik Otomobil İşçileri, Amerikan Öğretmenler Federasyonu ve Hizmet Çalışanları Uluslararası Birliği’nin de bulunduğu büyük ulusal sendikaların çoğu şimdiye kadarki karantina koşullarında yapılan toplu pazarlıklarla, lobi çalışmalarıyla ve sendika liderleri ve idarecilerinin federal ve eyalet hükümetleri ile kapalı kapılar arkasında sürdürdükleri müzakerelerle yetiniyor.

Örneğin AFL-CIO’nun üyesi olduğu Uluslararası Sendikalar Federasyonu (ITUC), sosyal diyalog ve sendikalar, girişimciler ve hükümetler arasında koordinasyon çağrısında bulunarak bu tür bir koordinasyonun insanların hükümetlerine güvenmelerini ve salgın sonra kimseyi geride bırakmayan bir geleceği garantilemenin tek yolu olduğunu savunmaktadır.

Ancak bu kriz şimdiye kadar gördüklerimizden farklı. Yaklaşan ekonomik gerileme ve bunu izleyecek muhtemel zorlu kemer sıkma önlemleri, sendikaları sola doğru itebilecek türden olaylar. Örneğin sendikaların pandemi sonrasında taviz vermeleri için büyük bir baskı altına sokulmaları muhtemeldir. Özellikle eğitim ve kamu hizmeti sektörlerindeki kesintiler kamu sektörü işçilerini özellikle sert bir şekilde vuracak -ki kamu sektörü ABD’deki en büyük sendikalı işçi sektörü. Bu tür saldırıların yarattığı varoluşsal tehdide karşı sendikalar kendilerini savunmak için kesinlikle daha net pozisyonlar almaya ve karşı önlemler için daha radikal kampanya yürütmeye zorlanacaklar. Ve burada geniş kitleler devreye giriyor. Sendikalar bu krizden kurtulacaklarsa, üyeleri tarafından devlete karşı daha geniş, daha çatışmacı, bütün sınıfı kapsayacak mücadeleler için teşvik edilmelidirler. Sendikalar, liderlerinin hükümet ve işletmelerle ateşkesi bitirmelerini ve örgütlerini sınıf mücadelesi silahlarına dönüştürmelerini talep etmeliler. Bu, işsizler de dahil olmak üzere -sendikalı olsun olmasın- tüm çalışanların sağlık, güvenlik ve ekonomik koruma için mücadele etmeleri anlamına gelir. Ayrıca sendikaların, siyah ve Latin topluluklarının maruz kaldığı ırkçı saldırılarla mücadele etmesi ve bunun için bir plan geliştirmesi de gereklidir.

Onlarca yıldır Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleşmeyen bu tür eylemler tüm dünyada zaten gerçekleşiyor ve burada da gerçekleşmemesi için bir neden yok. Fransa’da ulusal işçi sendikaları federasyonları ve Sarı Yelekliler, tüm işçi sınıfının yanı sıra emekli maaşlarının korunması için mücadele etmek üzere bir araya geldi. Şili ve Kolombiya’da sendikalar sendikalı olmayan işçilerle, işsizlerle ve öğrencilerle ulusal hükümetlerine karşı çıkmak ve acil reformlar için baskı yapmak üzere birlikte yürüdü. Ve son zamanlarda İtalya’daki sendikalar, hayati olmayan üretimi durdurmak için toplu bir genel grev düzenlenmesine yardımcı oldular. Bu arada ABD’de 2018 ve 2019’daki büyük öğretmen grevlerinde bu tür eylemler hakkında söylentiler zaten vardı. Bu grevler ABD işçi sınıfının savaşçı ruhunun bir göstergesiyse, işçiler yavaş yavaş işlerine döndükçe sınıf mücadelesinin devam etmesini bekleyebiliriz.

Birleşik cepheye duyulan ihtiyaç

Salgın, artan sınıf mücadelelerine rağmen şu anda işsiz olan işçi sınıfı üzerinde ağır bir yük ve bu yük maalesef giderek daha da artacak. Bu nedenle emekçiler krizle başa çıkmak için toplu savunma tepkisi geliştirmelidir. Sermayenin üretim zincirlerinin zayıflığından ve kendiliğinden sınıf mücadelesinin yükselen dalgasından yararlanmak için devrimci sosyalistler ve emekçiler, örgütlenmemiş işçileri, kayıt dışı ücretlileri, gözaltında tutulan işçileri ve işsizleri kapsayan örgütlü ve geniş bir sınıf oluşturmak zorundadırlar. Ancak bu şekilde patronların ve devletin gücüne karşı koyabilirler.

Moody’ye göre sendikalı olmayan lojistik ve imalat işçileri daha yüksek ücretler veya iş güvenliği elde etmek için bir baskı gücüne sahip olabilirler, ancak birleşik bir işçi sınıfı olmadan günlük yaşamlarında hâlâ baskı ve sömürüye maruz kalırlar. Yerel başarılar kolayca yok edilebilir. Hükümete kira dondurması uygulatmak ve Donald Trump tarafından desteklenen beyazların şiddetinden muzdarip siyah ve Hispanik işçi sınıfının tüm haklarını güvence altına almak için sınıf çapında birleşik bir tepki gerekir. Her strateji, işçi birimi cephesinin taktiklerini içermelidir. Sendikalar bu birliği teşvik etmenin anahtarı olsa da birleşik cephenin asıl görevi, henüz örgütlü olmayanlar da dahil olmak üzere işçi sınıfının tüm sektörlerini örgütlemektir. Bu sadece yeni sendikalar örgütlemeyi ya da geleneksel sendikalar için daha fazla işçi istihdam etmeyi değil aynı zamanda işçi sınıfının daha büyük sektörlerine, özellikle de krizin sıcağında günlük olarak büyüyen büyük işsiz ve eksik istihdam ordusuna ulaşmak için yaratıcı yollar bulmayı gerektirir.

Bunu yapmak için en azından kısmen 1930’ların işçi hareketinden alınan dersleri yeniden değerlendirmek gerekli olacaktır. Küresel ekonomik kriz işçi sınıfını uçuruma sürüklediğinde Amerikan Komünist Partisi (KP) tarafından kurulan bir Sendikal Birlik Ligi’nin (TUUL) desteğiyle işsizlik konseyleri kurulmaya başladı. Bu örnek diğer gruplara yayıldı ve Chicago, Seattle, Ohio, Batı Virginia ve Pennsylvania’da organizasyonlar ve konseyler başladı.

İşsizlerin bu tür örgütlülüklerini oluşturmanın yanı sıra koronavirüsü döneminde işçiler için birleşik bir cephenin kurulması, işçi sınıfının çıkarlarını temsil eden sendikaların ve toplumun, sosyal ve politik kuruluşların somut organizasyonu anlamına gelir (Not: Demokrat Parti dahil değildir).yle bir platform aşağıdakileri içermelidir: Hayati olmayan endüstrilerin kapatılması, işçi sınıfının kontrolü altında sağlık sisteminin kamulaştırılması, işsizliğin engellenmesi, krizle mücadele için üretimin değişmesi, tüm kiraların dondurulması ve komitelerin oluşturulması, ırkçı saldırılara ve polis şiddetine karşı işçilerin kendini savunması. Ancak bu talepler sadece yukarıdan gelemez. Sınıfın her alanında tartışma ve politik mücadele yoluyla geliştirilmeli ve savaşılmalıdır.

Sosyalistlerin görevleri

Birleşik cephenin kurulmasına yardımcı olmak için sendikalar, dernekler ve işyerindeki sosyalistlerin bu perspektif için savaşmaları gerekiyor. Sosyalistlerin işçi hareketindeki acil görevi, sendika bürokrasisini kendi çıkarlarının ötesine geçmeye ve daha geniş bir şekilde sınıfın çıkarlarına yönelmeye teşvik ederek işçilerin mümkün olan en büyük birliğini sağlamaktır. Ancak hedefimize henüz ulaşılmadı. Görevimiz siyasi reformizm ve sendika bürokrasisinin liderliklerine ulaşabilmek için sosyalistlerin işçi hareketi ve toplumsal hareketler üzerindeki etkisini arttırmaktır. Çalışanların farkındalık ve beklentilerinin şu andaki liderlerinin onlara izin verdiğinden daha yüksek olduğu bir birlik hedefliyoruz.

klassegegenklasse‘nin 12 Mayıs 2020 tarihli sayısından Ekin Titiz tarafından Alınteri için çevrilmiştir.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar