TMMOB: Caminin statik projesi ve ruhsatı yok

TMMOB: Caminin statik projesi ve ruhsatı yok

Antep’teki Akkent Camisi inşaatında iskelenin çökmesiyle enkaz altında kalan mühendis Korkut Küçükcan’ın hayatını kaybetmesinden sonra inşaatta teknik inceleme yapan TMMOB heyeti caminin ruhsatı ve statik projesinin olmadığını tespit etti

Türkiye’nin 2. Büyük camisi denilerek hava atılan, Antep’teki Akkent Camisi inşaatında iskelenin çökmesiyle enkaz altında kalan ve 33 saatlik arama-kurtarma çalışmasıyla çıkarıldıktan sonra öldüğü bilindiği halde “ölmedi” denilen mühendis Korkut Küçükcan’ın ardından Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) teknik rapor hazırladı.

14 Kasım’da gerçekleşen iş cinayetinden sonra 17 Kasım’da cami inşaat sahasında teknik incelemede bulunan TMMOB heyetinin hazırladığı raporda, caminin statik projesi ve ruhsatının bulunmadığının tespit edildiği belirtilerek, “İskelenin statik hesabı ve projesi de bulunmamaktadır. Bu koşullarda iptidai olarak kurulup yıllarca ortam koşullarına maruz bırakılan ahşap iskelenin çökmesi hiç de şaşırtıcı değildir” denildi.

İnşaat alanında teknik incelemelerde bulunup tanıkları dinleyen TMMOB’un tanıkların dinlenmesi ve inşaat alanında yapılan incelemeyle hazırladığı raporda, Akkent Camii inşaatının 2012 yılında başlamasına rağmen statik projesi ve ruhsatının bulunmadığını tespit edildi. İş cinayetinin bile bile geldiği “Yapıda sökülmemiş olan kalıp sistemleri incelendiğinde, kalıpta kullanılması gereken malzemelerin kullanılmadığı, kalıp sistemlerinin denetlenmediği ve onay alınmadan ilkel bir şekilde yapıldığı tespit edilmiştir” tespitiyle vurgulandı.

‘Kullanılması gereken malzemeler kullanılmadı’

Elde edilen tespitlerle cami inşaatının bir mühendislik ürünü olmadığını göstermektedir” denilen açıklamada, “Gerekli mühendislik hizmeti alınmayan yapılarda iş cinayetlerinin yaşanması kaçınılmazdır. Cami inşaatı da bütün yapılar gibi bilim ve teknik esaslara, uyulması zorunlu olan mevzuata göre yapılması gereken bir yapıdır. Bilimsel teknik esaslara ve ilgili yasalara uyulmadan yapılan işlemler Gaziantep örneğinde olduğu gibi can kayıplarına yol açmaktadır” ifadelerine yer verildi.

TMMOB’un teknik raporunda tespitler şu şekilde sıralandı:

Ruhsatının bulunmadığı tespit edildi

 

Akkent Camii İnşaatının 2012 yılında başlamasına rağmen statik projesi ve ruhsatının bulunmadığı tespit edilmiştir. Olay yerinde yapılan incelemede, inşaata ilişkin levhada ruhsat, proje müellifi gibi Yapı İşlerinde İş Sağlığı Güvenliği Yönetmeliğinde belirtilen bilgilerin olmadığı sadece “Şahinbey Belediyesi Akkent Camii İnşaatı” ibaresinin bulunduğu görülmüştür. 2012 yılında yürürlükte olan Yapı İşlerinde İş Sağlığı Güvenliği Yönetmeliğinde de zorunlu olan bu bilgilerin (işveren, proje sorumlusu, sağlık güvenlik koordinatörleri ve yüklenicilere ilişkin bilgiler) olmaması, birçok hususu boşlukta bırakmakta ve dolayısı ile inşaatın bir mühendislik ürünü olmadığını ortaya koymaktadır.

 

Kalıpta kullanılması gereken malzemeler kullanılmadı

 

Yukarıdaki bilgilere ek olarak; betonarme yüzeylerde ”segragasyon” tespit edilmiştir. Yani, betonarmeye bakıldığında demir donatının görülmemesi gerekirken binanın neredeyse tamamında donatılar, kolon, kemer, kuşak gibi her türlü taşıyıcı elemanda gözükmektedir. Yapıda sökülmemiş olan kalıp sistemleri incelendiğinde, kalıpta kullanılması gereken malzemelerin kullanılmadığı, kalıp sistemlerinin denetlenmediği ve onay alınmadan ilkel bir şekilde yapıldığı tespit edilmiştir.

 

Yapıya giriş çıkışlar kısıtlanmadı

 

Cami inşaatına 2016 yılında ara verilmiş ve inşaatta kubbe imalatı henüz tamamlanmamış olduğundan yapı içerisindeki, iskele, kalıp, donatı gibi yapı malzemeler ortam koşullarına açık şekilde bırakılmıştır. İnşaata yeniden başlamak için gereken planlama ve fizibilite çalışmaları sırasında bu malzemelerin durumları hiçbir şekilde kontrol edilmemiş ve yapıya giriş çıkışlar da kısıtlanmamıştır.

 

İskelenin projesi de bulunmuyor

 

Çöken iskele, 50-60 metre yükseklikte ahşap iskeledir. Yaklaşık olarak 3.000 metre kare alana oturmaktadır. Ahşap olarak kullanılan malzeme kavaktan mamul olup, her kesitte malzemenin kullanıldığı, iskele dikmelerinin 5-10 cm’lik 5X10 parçalarla çivilenerek tutturulmaya çalışıldığı, iskelenin ankrajlarının seyrek olarak bağ telleri ile yapıldığı görülmüştür. İskelenin statik hesabı ve projesi de bulunmamaktadır. Bu koşullarda iptidai olarak kurulup yıllarca ortam koşullarına maruz bırakılan ahşap iskelenin çökmesi hiç de şaşırtıcı değildir.

 

Daha büyük faciaya yol açabilirdi

 

50-60 metre yüksekliğindeki iskeleler ahşap iskele olamaz. Bunun yanında 13.50 metrenin altında kullanılabilecek olan ahşap iskele malzemesinin TS EN 12811-2 standardına uygun olması şarttır. Adı geçen iskele standardında ahşap malzeme gerekleri ENV 1995-1 -1 ( Eurocode 5 :Design of timber structures- Part1-1: General- Common rules and rules for buildings) standardını sağlamalıdır. İskelede kullanılan kavaklar kesinlikle bu nitelikte değildir. İskelenin, betonarme yükünü de taşıyacak şekilde bir yük iskelesi olarak planlandığı bilgisi edinilmiştir. Çöken iskelenin iş iskelesi olarak dahi kullanılamayacağı görülmekte iken inşaatın sürdürülmesi durumunda inşaat yüklerinin de iskeleye taşıttırılmaya çalışılması çoklu ölümlerle sonuçlanacak daha büyük bir faciaya da yol açabilirdi.

 

Denetim mekanizmaları ortadan kaldırılmaktadır

 

34 saat süren arama-kurtarma çalışmaları, İstanbul Kartal’da çöken Yeşilyurt Apartmanının çalışmalarında da görüldüğü gibi kriz ve acil durum yönetiminde hazırlıksız olunduğunu, kurtarılabilecek insanların ekip, ekipman, bilgi ve koordinasyon yetersizliği ile yitirildiğini bir kez daha göstermiştir. Yapıların projelendirilmesinden bitirilmesine kadar olan her aşamasının mühendislik bilimine uygun olarak sürdürülmesi, mühendislik hizmetlerinin de meslek odalarınca denetlenmesi gerektiği halde, gerekli olan bu denetim mekanizmaları ortadan kaldırılmaktadır. 


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar