Toplumsal gerçekçi şiirin uslanmaz sesi Enver Gökçe

Toplumsal gerçekçi şiirin uslanmaz sesi Enver Gökçe

İşçiler, kadınlar, gençler, emekçiler toplumsal sosyalist gerçekçi akımın yiğit sesini bilmeli onun değeri pek bilinmemiş kitaplarını birbirlerine hediye etmeli, sosyal medya yolu ile paylaşmalılar

Gürbüz Deniz

19 Kasım 1981’de yitirdiğimiz Enver Gökçe1920’de Erzincan’da doğdu.
Ankara üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi (1948).
Politik bir derneğe bağlı olması yüzünden 7 yıl hapis yattı (1951-1957), iki yıl da sürgünde yaşadı.
Hayatını gazetelerde çalışarak kazandı. İlk şiirleri Ülkü dergisinde yayınlandı (1943), üniversite öğrenciliği sırasında Ant dergisini (Ankara’da 10 sayı çıktı, 1945) yönetenlerden biri oldu.
Şiirleri Yurt ve Dünya, Ant, Gün, Söz gibi dergilerde yer buldu. çeviriler yaptı.

Dost Dost İlle Kavga (1973), Panzerler Üstümüze Kalkar (1977) ile Şiirler (1982) başlıca şiir kitaplarıdır.

Enver Gökçe, isyanı, umudu ve kolektif hayatı şiirlerinde dile getirir, yaşanmışlıkları süslü kelimeler haricinde yalın aktarırdı.

“bir bahçe, bir çiçek, bir şehir,
görmedik bir gülen,
hasılı bir ferah, bir rahat:
uğruna çekilen,
derttir, mihnettir
senden yana olduğumuz sebeptir
kollektif hayat!”

Sanatı devrimciliğin bir aracı olarak görür ve halka ve devrim şiarına faydası olmayacak sanatın, sanat olma amacına hizmet etmeyeceğini söyler.

panzerler
üstümüze
kalkar
armut
çiçeğindeyiz
meğer
sokakta
düşenler
var
ve
okulda
gösteride
işkencede
ve
mağarada
kışda
karda
kıyamette
silahlı
silahsız
ve
yalnız…

İşçilerin, emekçilerin, köylülerin şiirlerini yazmıştır.

ben, bizden olan bütün insanların dostu;
adı, haritalarda bile bulunmayan
bir köyündenim anadolu’nun.
güzel şeylere hasrettir memleketim,
güzel şeylere hasret bu dünya.
yıllardır, kanda ve ateşte mısralarım
yanan şehirlerin,
ağır tankların tekerlekleri arasında.
biliyorum,
yaylım ateşlere girilmiştir gönlümüzce
pasifik kıyılarından volga’ya kadar.
benim arzumanım kaldı
hürriyet boylarında tank oynatanlarda.
bütün kıtalarda
tulu arzda, islam içinde, küffar içinde
mülhit, mümin ve vatanseverim.
fakir, cefacı topraklarım içinde
mendil tutanım, diz vuranım, baş çekenim
zeybekte, halayda, tamzarada…
ben küçük yusuf’um çit köyünde
çapak çapak ela gözlerim;
kıl keçim kısır, annemin memesi yara.
benim saçlarım belik belik,
bıyıklarım burma burma
gözlerim kara kıyma renginde, ama
erzincan oynamış ağlamışım
ırgatlık etmişim el kapısında.
dolu vurmuş bahçelerimi,
çekirge inmiş tarlarıma.
ben bir yolcuyum hemşeri
manisa bağlarından geçtim
aydın incir tarlalarından.
çığlıklar getirdim
üzümleriyle beraber çürür gibi düşen
insanlarımdan.
sıcak tuzsuz gevreklerinizi yemişim
alaca karanlıkta… buca’lı işçilerim.
unutur muyum seni
derdini, ekmeğini bölüştüğüm
türküleriyle bizi ağlatan memleketlim.
karadeniz’in rumelikarı tütünü,
bende türküler oldu ağlamaklı,
bende türküler oldu dizim dizim.
doldurdum sineme, ciğerlerime,
doldurdum derdi mihneti
pamuk tozunu, kömür tozunu;
memleketimin şarkıları kadar acı çektim.
ben ahmet çavuş’um
“attığım kurşunlar gitmezdi boşuna
“şimdi kuzgunlar iner taze leşime”.
“iki kere kesemden everdiğim”
dost dediğim kıydı bana.
ben kürtoğluyum derim ki “yiğitlik kadim”
ben nazif’im “urfa’ya karşı vurdular beni”
ağlasın urfa.
ben şairim
halkların emrinde, kolunda, safında.
satırlarım vardır kahraman,
satırlarım vardır cılız, cesur ve sıtmalı.
ahdim var:
terli atlet fanilalı göğüslerden
püfür püfür geçeceğim.
bir de aşıkım, kanlı bıçaklı
yar için serden geçeceğim.
inan ki ciğerparem, inan ki sevgilim
bu hususta :
“üçten, beşten, senden geride kalan değilim”

Edebiyatımızın en önemli isimlerinden birisi olan Enver Gökçe, fakirlik kağıdı alıp son günlerini Ankara’da Seyran Bağları Huzurevi’nde geçirmiştir. Toplumsal sosyalist gerçekçi akımın yiğit sesini işçiler, kadınlar, gençler, emekçiler bilmeli ve sosyal medya yolu ile paylaşmalılar.

tekmil haklar alınır.
tekmil hürriyet kısılır.
tekmil köşe başlar, tekmil kapılar tutulur,
gökyüzü tıkılır dört duvar içine

bütün bunlara karşı
dümdüz, apaydınlık kalır
seni bana getiren yol.

Şiirlerin yolumuzu aydınlatmaya devam edecek inancıyla, şiirle ve dostlukla kalın.

düştüm bir öylesi çekilmez derde,
ne ölümü düşünürdüm, ne yaşamak korkusu,
ne sır aradım herşeyde, ne gariplik var serde,
ne kara sevda, ne sevmek ne sevilmek arzusu
artık her şarkı dokunur bana bu şehirde.
hasret nedir bilmezken o kadar
şimdi, her an, her yerde gurbetteyim.
çünkü daha görmediğim güzellikler var,
öyle bir yürek koymuşlarki içime neyleyim,
her yere gönlümü vermeden geçemem dostlar!
ben deli miyim bilmem mi neler ettiğimi.
bir han köşesinde yatmayınan kerem diyorlar,
ne tuhaf bu insanlar derdini dökmeyinen
çaresiz derde bulunmaz merhem diyorlar,

ah.. bir alıp satıcı gönlüm var gezer çarşı çarşı,
başım güneşe düşmüş yanmayı öğrenir.
nolur böyle duradursun cama güneşe karşı,
gönül her yerde bir kardeşim güzel her yerde bir.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar