Ümit Can Uygun’a yine dokunulmadı!

Ümit Can Uygun’a yine dokunulmadı!

Sırtını Soylu ve Bahçeli gibi “sağlam” yerlere dayadığı ve elinde siyasetçilere-bürokratlara ilişkin kayıtlar gibi sağlam bir kozun bulunduğu anlaşılan Aleyna Çakır’ın “katil zanlısı” sivil faşist-çeteci Ümit Can Uygun’un Aleyna’nın öldüğü gece evinin yakınında bir araca bindiği tespit edildi, ama yine dokunulmadı!

Ankara Keçiören’de bir evde ölü bulunan (4 Haziran) ve ölümünün üzeri intihar mizanseniyle kapatılmaya çalışılırken ortaya çıkan deliller ve tepkiler üzerine soruşturma açılan Aleyna Çakır’ın “katil zanlısı” Ümit Can Uygun’la ilgili yeni bir delil daha açığa çıktı. Bugüne kadar 3 kere gözaltına alınan ve her defasında serbest bırakılan sivil faşist Ümit Can Uygun’a ilişkin bu seferki delil, Çakır’ın yaşamını yitirdiği gece evin yakınındaki otomobile binen kişinin o olduğunun HTS kayıtlarıyla da netleşmesi.

Ümit Can Uygun, Ankara Umum Ayakkabıcılar ve Çantacılar Odası Başkanı Durak Uygun’un oğlu. Gerek kendisinin gerekse babasının Süleyman Soylu ve Devlet Bahçeli’yle fotoğrafları var. Silahların uluorta sergilendiği, MHP bayrağı altında çekilmiş birçok görüntüsü olduğu gibi.

Açığa çıkan gerçekler bu faşistin aynı zamanda bir fuhuş, gasp, tehdit çetesinin parçası olduğunu gösteriyor. Daha sonra öldürülen ama intihar denilerek üzeri kapatılan Çocuk Esirgeme Yurdu öğretmeni annesi Gülay Uygun’la birlikte yurttaki kızları fuhşa sevk ettikleri tanıkların anlatımıyla da netleşmiş ve bu konuda da soruşturma açılmıştı.

Aleyna Çakır’ın ölümünün ardından 3 kere gözaltına alınıp, serbest bırakılan Ümit Can Uygun’a dokunulamamasının bu şebekeyle doğrudan ilişkili olduğu açık. Belli ki, elinde devletin başındakilere ya da siyasetçilere ilişkin kayıtlar var. Zaten bunu kendisi annesinin ölümünün ardından TV ekranlarında yaptığı şovla da bizzat ima etti. O konuşmada Soylu’ya seslenen Ümit Can Uygun, “daha fazla susmayacağım” demişti.

Tüm delillere ve son görüntüsüyle o gece Aleyna’nın evinin civarında olduğu tespit edilmesine rağmen halen dokunul(a)mamasının sırrı da bu.

Uygun’a aynı fuhuş şebekesi içinde oldukları annesi Gülay Uygun’un ölümünün ardından da dokunulmadı. Keza intihar ettiği ve hatta “ölümümden Müge Anlı sorumludur” notu bıraktığı döne döne özellikle yinelenen Gülay Uygun’un oldukça ücra bir yere giderek kendisini ensesinden vurarak öldürmesinin eşyanın tabiatına aykırı olduğu gün gibi ortadayken. Gülay Uygun, ölümünün ertesi günü fuhuş soruşturmasıyla ifade verecekti! Anlaşıldığı kadarıyla bu şebekenin açığa çıkması korkusu ya da gündemin saptırılması ihtiyacıyla infaz edilmişti!

Yani Ümit Can Uygun denilen ve annesini de öldürdüğü anlaşılan katile bu olayla ilgili de dokunulmadı!

Ümit Can Uygun’a dokunulmuş olsaydı, öncesi bir yana Aleyna Çakır’ın tam 2 aylık bir süre sonra açıklanan otopsi raporunun ardından dokunulurdu. Kendisini asarak intihar ettiği iddia edilen Aleyna Çakır’ın otopsi raporunda “frontal kemikte sol çökük”, “gözde ekimoz” olduğu söylenmiş, tırnaklarının arasında bir erkek DNA’sının tespit edildiği belirtilmişti. Yakınlarıysa cenaze yıkanırken bir gözünün olmadığını açıklamıştı.

Ümit Can Uygun’un Aleyna Çakır’ın katili olduğu ölümünden önceki gelişmelere bakılarak da anlaşılabiliyor. Bu cani ölümden 1 ay önce Aleyna Çakır’ı darbetmiş ve baygın haldeki görüntülerini sosyal medya hesabından paylaşmış biri. Aleyna’nın karakolda şikayette bulunduğu kişi. Ayrıca Müge Anlı’nın programına katılan-bağlanan tanıkların anlatımları ve şiddete maruz kaldığını gösteren ses kaydı da (ses kaydında Aleyna’nın şiddete maruz bırakıldığı, “Yardım edin diye bağıracağım, yardım edin! İstemiyorum, defol git” dediği duyuluyor) bu gerçeği apaçık ortaya koyuyor. Tüm bunlar ve bizzat otopsi raporundaki tespitler ortada dururken neden halen tutuklanmadığı gibi bir sorunun tek mantıklı yanıtı sırtını dayadığı yerler ve elindeki kozlardır!

Son olarak Aleyna’nın öldüğü gece evinin yakında bir araca bindiği görülen Ümit Can Uygun’un halen tutuklanmamış olması bile çok şey anlatıyor.

Tıpkı, İpek Er’e tecavüz ederek, alıkoyarak, pazarlamaya kalkışarak intihara sürükleyen ve bizzat Soylu tarafından kollanarak bir hafta tutuklu kaldıktan sonra salıverilen Uzman Çavuş Musa Orhan gibi onun da arkasında devleti var.

Tıpkı, AKP Milletvekili Şirin Ünal’ın evinde ölü bulunan ve intihar ettiği, psikolojik sorunları olduğu söylenen Nadira Kadirova olayında olduğu gibi…

Fakat Ümit Can Uygun’da bunlardan fazlası var. Her halinden anlaşıldığı kadarıyla siyasetçi ya da büyük bürokratların fuhuş şebekesiyle ilgili kaydedilmiş görüntüleri gibi! Kısacası hangi delil çıkarsa çıksın tutuklanması zor bir isim Ümit Can Uygun denilen çürümüş ırkçı faşist!

Bu katile dokunmayan mahkemeler-polis, bir kadına şiddet uygulayan adamı engellemeye çalışırken yaşanan boğuşma esnasında bıçaklayarak ölümüne neden olan Kadir Şeker’i 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Oysaki Ümit Can Uygun soruşturmanın başından beri korunda. Hem de alenen. O kadar ki Aleyna Çakır’ın ölümünün ardından tutulan polis tutanaklarına da yansıdı bu. İlk tutanakta, apartmanın önünde iki kişi olduğunu söyleyen polis, ikincisinde bunu tek kişiye indirdi. Çakır’ın ailesi, çelişkinin giderilmesi için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na dilekçe verdi. Başsavcılığın yaptığı inceleme sonrası hazırlanan raporda da polisin bu çelişkili tutumuna kılıf uyduruldu ve iki rapor arasındaki çelişkinin teknik imkânlar, kamera açısı ve gece olması nedeniyle ortaya çıkmış olabileceği öne sürüldü.

Savcılık, kameranın uzakta olması, araçtan inen kişi ya da kişilerin karanlıkta kalmaları sebebiyle polis merkezinde görüntüyü izleyerek tutanak tutan görevlilerin yanılmış olabileceğini belirtti. Fakat gerçeği gizleyemedi. Uzun süre alınmayan HTS kayıtlarına göre, Ümit Can Uygun’un araçtan inerek, park halindeki kendi aracına binip uzaklaştığı yönündeki tespitin dosya içindeki ifadeler ve baz kayıtlarıyla uyumlu olduğunu açıklamak zorunda kaldı.

Bu son gelişme üzerine sosyal medyada yine “kıyamet koptu”, “Ümit Can Çakır tutuklansın” denildi, Kadir Şeker’e verilen cezaya isyan edildi. Fakat daha önce bu mecradaki tepkiler üzerine harekete geçen polis ya da yargı bu sefer aradan saatler geçmiş olmasına rağmen kılını kıpırdatmadı.

Anlaşılan o ki kıpırdatacağı da yok. Bir lağımın ortaya dökülmesi korkusu göstermelik bir tutuklamayı bile engelliyor belli ki. O tutuklamanın ancak tepkinin sosyal medyadan sokağa dökülmesiyle mümkün olabileceğini gösteriyor.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar