Vinç cinayetleri sürüyor: Esenyurt’ta bir işçi öldü!

Vinç cinayetleri sürüyor: Esenyurt’ta bir işçi öldü!

Vinç cinayetleri sürüyor: Önceki gün Hadımköy’de iki işçi sepetli vincin devrilmesiyle hayatını kaybetmişti. Geçen hafta Esenyurt’ta vincin devrilmesiyle tutunduğu dördüncü kattan düşerek ağır yaralanan işçi Hasan Ulus da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti!

Vinç cinayetleri birbirine ekleniyor. 12 Ocak’ta Hadimköy’de bindikleri sepet monte edilmiş vincin devrilmesi sonucu iki işçi hayatını kaybetmişti. Bu haber henüz tazeyken; geçen cumartesi Esenyurt’taki bir fabrikanın çatısında izolasyon çalışması yaparken vincin devrilmesi sonucu çatı katına tutunan ve bir süre sonra düşerek ağır yaralanan 33 yaşındaki Hasan Ulus’un hayatını kaybettiği haberi geldi.

Hasan Ulus’un ölümüne neden olan olay, Esenyurt’ta geçen Cumartesi günü öğle saatlerinde meydana geldi. Fabrikanın çatısında yapılacak izolasyon çalışması için yetkililer vinç kiraladı. Fabrikanın arkasına yokuş aşağı park edilen vincin sepetine çıkan bir işçi, çalışmaya başladı. Bir süre sonra vinç devrildi. Vincin devrilmeye başlamasıyla birlikte sepetteki Hasan Ulus çatının kenarına tutundu. Vinçteki diğer görevli ise, kendi imkanlarıyla aracın içinden çıkmayı başardı. Yaklaşık 1,5 dakika tutunduğu çatı kenarında asılı kalan Ulus, daha fazla dayanamadı. 4 katlı fabrikanın çatısından düşen işçi, ağır yaralandı. İşçi, ihbar üzerine olay yerine gelen ambulansla yakındaki bir özel hastaneye kaldırıldı. Hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen Hakan Ulus, hayatını kaybetti. Diğer işçinin ise durumun iyi olduğu öğrenildi. Polis olayla ilgili soruşturma başlattı.

Evli ve 3 çocuk babası Hasan Ulus’un cenazesi memleketi Ağrı’ya götürüldü.

MMO İstanbul Şubesi vinç cinayetlerine ilişkin rapor yayınlamıştı

Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne (TMMOB) bağlı Makine Mühendisleri Odası (MMO) İstanbul Şubesi dün yaptığı açıklamada iş cinayetlerini gündeme getiren ve toplumsal duyarlılık oluşturmak için çaba harcayan güçleri hedefe çakan, üzerlerine polisi saldırtan devletin tutumunu eleştirmiş, Hadımköy’de yaşanan vinç cinayetinden yola çıkarak alınması gereken önlemlere ilişkin önerilerde bulunmuştu.

İstanbul MMO Başkanı Yunus Yener imzasıyla yayımlanan raporda İSİG Meclisi’nin 2019 iş cinayetleri raporunu kamuoyuna duyurmak için yaptığı basın açıklamasına dönük polis saldırısını protesto ederek, saldırının gerçekleştiği saatlerde Hadımköy’de iki işçinin bindikleri sepet monte edilmiş vincin devrilmesi sonucu hayatını kaybettiğini ifade etmişti.

İşçi sağlığı ve iş güvenliği alanı ticarileşti!

Hadımköy’de yaşanan iş cinayetini değerlendiren Yener, işçilerin kullandığı aracın yük kaldırmak için tasarlandığını vurgulayarak, sepetli vincin yüksekte çalışmaya uygun bir araç olmadığını belirtmişti. Yüksekte çalışma yapmak amacıyla mobil vinç, forklift vb. ekipmanlar değil yükseltilebilir seyyar iş platformunun kullanılması gerektiğini söyleyen Yener, işçi sağlığı ve iş güvenliği alanının ticarileştiğini ifade etmişti.

“Müfettişler ofislerde oturtuluyor”

Yazılı açıklamada “Kazaların teknik nedenlerine baktığımızda, hep birbirinin benzeri ve tekrarı olduğunu görüyoruz. Önlenebilir kazalarda her gün 5 kişi hayatını kaybetmekte ve işyerleri denetlenmemektedir” ifadelerini kullanan Yener, İSİG yönünden denetim yapan müfettiş sayısının 420 olduğunu ve yıl boyunca toplam 12 bin 649 denetimin kayıt altına alındığını söylemişti. Bu sayıya göre her bir müfettiş başına yılda 30 denetimin düştüğünü belirten Yener, “Yıllardır ofislerinde oturtulan müfettişler 2020 yılında da ofislerde oturtulmaktadır” ifadesini kullanmıştı.

İş cinayetlerinin önlenmesi için önlem önerileri

MMO’dan yayımlanan yazılı açıklamanın sonunda iş cinayetlerinin önlenmesi için şu öneriler sıralanmıştı:

-İşçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili ulusal politikaların oluşturulması, kararların alınması ve işyerlerinde denetim, diğer sosyal tarafların görüşleri önemsenmeden tek başına Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (AÇSHB) tarafından yerine getirilmektedir. Sendikalar, üniversiteler, TMMOB, TTB, AÇSHB ve Sağlık Bakanlığı’nın katılımı ile idari ve mali yönden bağımsız, çoğunluğunu emek örgütlerinin oluşturduğu ulusal bir enstitü oluşturulmalıdır.

 

-Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile işlevsizleştirilen, nerede ise ortadan kaldırılan “Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi” hükümet ve işveren ağırlıklı bir yapıdan çıkarılmalı, çalışanlar, çalışan örgütleri ve meslek örgütleri ağırlıklı hale getirilmelidir.

 

-Esnek ve kuralsız çalışmayı, geçici iş ilişkisini, taşeronlaştırmayı yasal hale getiren, kıdem tazminatlarını, fazla mesai ücretlerini, sendikal hak ve yetkileri budayan işçi sağlığı ve iş güvenliğini işveren yükümlülüğü olarak görmeyen, örgütlülük önüne engeller koyan yasa ve diğer düzenlemeler iptal edilmelidir.

 

-Sağlık Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TSE başta olmak üzere, ilgili diğer bakanlıklar ve kuruluşlarla iş birliği içinde olunmalıdır. Çalışma alanına ilişkin görevler AÇSHB’den ayrı bir Bakanlık olarak örgütlenerek yeniden yapılandırılmalıdır.

 

-İşçi sağlığı ve iş güvenliği hizmetlerinin piyasalaştırılması, yaşanan sorunların en temel nedenidir. İşyerlerine verilecek işçi sağlığı ve iş güvenliği hizmetleri, bir kamu hizmeti olarak ele alınmalı ve piyasanın insafına bırakılmamalıdır.

 

-İşyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanlarının mesleki bağımsızlıkları ve iş güvenceleri korunmalıdır. Bakanlık kamusal denetim yükümlülüklerini yerine getirmelidir.

 


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar