Virüs ve yok sayılan kadınlar

Virüs ve yok sayılan kadınlar

Biz kadınlar özgürlüğümüzün elimizde olduğu bir dünya hayal edersek, sistem o zaman yok saydığı varlığımızın azametinde yok oluşunu görür

YAŞANACAK DÜNYA

Binlerce göçmen işçinin, covid-19 salgınında işinden olduğu, sağlıksız ve güvensiz şartlarda polis zoruyla karantina altına alındığı Nepal’de, bir kadın kendisini korumakla yükümlü olanların tecavüzüne maruz kaldı. Kadına şiddet tahammüllerin ötesinde artmışken, bu sessizlik ve aymazlık insanı daha çok öfkelendiriyor.

Hindistan’a ait bir teknoloji merkezinde işinden atılan emekçi kadın, firmanın bulunduğu Nepal’in başkenti Katmandu’ya 430 km uzaklıktaki Lamkichuha Köyü’ndeki karantina bölgesine polis tarafından zorla yerleştirildikten sonra bir odaya yerleştirildi. Kadının tek başına olduğu sırada, odaya zorla giren biri karantina bölgesinde görevli sağlık memuru ikisi gönüllü çalışan olan üç erkek kadına tecavüz etti. Tecavüze maruz kalan kadının şikayeti üzerine, savcılık üç mahlukatı gözaltına alıp soruşturma başlattı.

Olayın duyulmasının ardından, karantina bölgesinde kalanlar protesto eylemi gerçekleştirdi.

Uzakdoğu ülkelerinde, yaşadıkları kırsal alanlardan şehir merkezlerine giderek ekmek parasını kazanmaya çalışan milyonlarca göçmen işçi, salgınla birlikte sokağa atılınca dramatik sahnelerin yaşandığı basına da yansımıştı.

Kilometrelerce yol yürümek zorunda kalan göçmen işçiler açlık, susuzluk, virüs ve tükenen bedenleriyle yollarda savaşmak zorunda bırakıldı. Ülke hükümetlerinin salgını bahane ederek yeterli tahliye aracı tahsis etmemesiyle, Hindistan’da yolunu kaybeden bir kadının polis tarafından bir okula yerleştirildikten sonra dört erkek tarafından tecavüze uğraması, bir kadının tüm taleplerine rağmen yardım alamaması sonucu yolda doğum yapması, Filipinler’de birkaç gün önce yine kilometrelerce yol yürüyen emekçi bir kadının bir köprünün üstünde açlık ve susuzluktan baygın bulunduktan sonra hastanede hayatını kaybetmesi… Her yaştan binlerce çocuğun ebeveynleriyle düştüğü sıla yolunda, kimsinin yorgunluk, kimisinin açlıktan harap olan bedenlerinin daha fazla dayanamayıp ölüme teslim olması…Ya da yaşlı olanların, çocukları kurtulsun diye kendisini yolda bırakıp devam etmeleri gerektiği yalvarmaları…

Virüs bulaşıcı, öldürücü elbet. Aşı çalışmalarının sonucunu bekliyor dört gözle devletler. Ama en çok yine biz öldük, ölüyoruz! Kadınlar! Virüsten değil şiddetten, açlıktan, yalnız ve çaresiz bırakılmaktan. En çok fakir olanlarımız ölüyor. Çünkü bu sistemde yerimiz değerimiz, emek gücümüz sömürülebildiği kadar varız. Bu sistemde payımıza düşen doğurganlığımızla ezilen ordusuna yeni kan taşımak, eşit işe düşük ücret almak , doğurduğumuz çocuklarla birlikte en ucuz ve sömürüye açık emek gücü olmak.. Ölsek, tacavüze uğrasak, dövülsek sistem için ne değişir ki?

Biz özgürlüğümüzün elimizde olduğu bir dünya hayal edersek ve bunun için ses olursak, bu sistem o zaman yok saydıkları varlığımızın azametinde yok oluşunu görür.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar