Yılanı Öldürseler

Yılanı Öldürseler

Yaşar Kemal “Yılanı Öldürseler” adlı eserinde, babasının ölümüne tanıklık etmiş bir çocuğun toplumsal baskılar sonucu şekillenen ve değişen psikolojisini akıcı bir dille aktarıyor

Gürbüz Deniz

Yaşar Kemal, duruşu ve eserleriyle insana ve toplumun ezilmiş yaralı yanına duyulan umudun kaybedilmesine barikat olmuş değerlerimizden biridir.

En zorlu anlarımızda bile yetişir imdadımıza; satırlarını okumak taze bir soluk almak gibidir, başını kaldırıp dünyaya başka bir gözle bakmamızı sağlar. Savaşın, sömürünün en barbar biçimlerinin doğayı ve insanlığı yok etmenin eşiğine getirdiği koşullarda bile bir çıkış yolunun olduğuna inanma ve arama iradesini kışkırtır.

Yaşar Kemal “Yılanı Öldürseler” kitabında, babasının ölümüne tanıklık etmiş bir çocuğun toplumsal baskılar sonucu şekillenen ve değişen psikolojisini akıcı bir dille aktarıyor.

Küçük bir çocuk olan Hasan’ın annesini öldürmeye itilişini acı bir şekilde anlatıyor bizlere. Akıcı bir dille yazılmış bu kısa romanda, Yaşar Kemal müthiş bir yalınlıkla insan psikolojisi ve toplumun etkisine dair çarpıcı bir yolculuğa çıkarıyor bizleri. Kaçabileceğimiz ama saklanamayacağımız dayatmaların esiri olduğumuz bu dünyada hayatlarımızın çevre etkisiyle nasıl şekillendiği ve değiştiği gerçeğini soğuk bir su misali yüzümüze vuruyor. Kitabı okurken sanki kahramanı dinliyormuş gibi hissediyor insan. Öfkesini, heyecanını, hinliğini duyumsuyor.

Bir kelebek uçuyordu kocaman, kara mavi, bir kuş kadar, suya iniyor hızla gerisin geri havaya yükseliyordu. Hasan’ın gözleri kelebekte, bir iniyor bir çıkıyordu. sonra kelebekler çoğaldı suyun yüzünde, mavi çiçek açmış bir çalıya doğru uçtular. Çalı gittikçe mavileşiyordu. mavi kocaman kelebekler top top gelip çalıya konuyorlardı. Çalı az sonra som maviye kesti, işlemeli mavi, kara, som mavi.

Cehaletin ve toplumsal baskının ne tür felaketlere yol açtığını gösteren güzel bir eser aynı zamanda, okuyun emin olun beğeneceksiniz.

Bu topraklarda kadın olmanın, güzel bir kadın olmanın, güzel ve dul bir kadın olmanın insana nasıl dertler açtığını göreceksiniz. Bu dedikoducu, çekemez, hazımsız insanların nelere yol açtığını ve insanın kafasındaki vesvesenin insanı nasıl yoldan çıkardığını okuyacaksınız.

Yaşar Kemal’in dili çok kendine has. Anlattığı hikayeler çok tanıdık bildik hikayeler ama kelimeleri dağ bayır gezdirerek, durup dinlendirerek, sözcüklerin seslerini duyarak anlatıyor o. Sözlü geleneğe hakim olduğu için yazdıkları hem yazının ağırlığına, hem sözün uçuculuğuna sahip. Üslubu ve dili çok hareketli. Okurken tanıdık yabancıya, yabancı da tanıdığa dönüşüyor. Kadın sorununu ustaca dile getirmesi ise gerçekten takdir edilesi.

Dostlukla ve sağlıkla kalın…


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar