Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin*

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin*

Dibe yaklaştıkları oranda yüzsüzlüklerindeki sınır da kalkıyor. Halkı simit ve çaya talim edecek bir sefalete sürüklemekle övünecek kadar arsızlaşabiliyorlar

AKP’nin yaşadığı çürüme ve yozlaşmanın dibi yok. İktidar olanaklarıyla palazlanan bir asalaklar çetesine dönüşmesi kontrolsüz bir nitelik kazandıkça; işçi ve emekçilere dönüp “tasarruf,” tevazu” dersleri vermeleri o kadar sık hale geliyor.

Lüksün, debdebenin en banal, en çiğ biçimleriyle hemhal olan bu asalaklar saltanatında yok yok. Kayyımların kendileri için yarattıkları debdebeli salonlar mı dersiniz, saraylarda yapılan şatafatlı düğünler için ek kışlık bahçeler inşa etmek mi, sadece bir çantanın bile milyonlarla ifade edilmesi mi… say say bitmez.

Bu güruhun debelendiği lüks ve şatafat çukurunun dibi yok! Dibe yaklaştıkları oranda yüzsüzlüklerindeki sınır da kalkıyor. Halkı simit ve çaya talim edecek bir sefalete sürüklemekle övünecek kadar arsızlaşabiliyorlar.

Bu arsızlıklar silsilesine en son AKP Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun sözleri eklendi.

Asgari ücret için “Neyinize yetmiyor” diyen Erdoğan’ın o “lütufkar” buyruklarını çay simit hesabına döken Akbaşoğlu, Çankırı’da bir çayın 1 TL, simit fiyatının da 1 TL olduğunu belirtip “5 kişilik bir aileden yapacağım hesabı. Ak Parti kurulduğunda 2002 yılında asgari ücretli vatandaşımızın maaşı sabah, öğle, akşam çay simit almaya yetmiyordu. Şimdi asgari ücretlinin maaşı ne kadar, iki bin yirmi lira. Koyduk kenara. Bir çay bir simit iki lira. Beş kişilik bir aile bir öğünde 10 lira. Günde 30 lira. Ayda ne yapar, 900 lira. 2020 lira eksi 900 lira ne yapar; demek ki 1120 lira cebinde kalıyor. Daha mı iyi daha mı kötü? Soruyorum matematik yaptık muhterem, şöyle kalk bakayım ayağa” dedi.

Milyonlarca işçi ve emekçinin açlık sınırının altında yaşadığı, kuru soğana ulaşmanın bile lüks haline geldiği bu koşullarda “milletin anasını … yapacağız” diyen Cengiz gibi kan emicilerin siyasi temsilcileri “milletle” bu pervasızlıkta dalga geçecek kadar kaybettiler kendilerini.

Demek ki sonları yakın…

  • Şair Tevfik Fikret’in Han-ı Yağma şiirinin dizesi.

Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar