ZAD direnişi dorukta

ZAD direnişi dorukta

Fransa polisinin düzenlediği şafak operasyonuna direnişle karşılık veren ZAD yerleşimcileri, devlete geri adım attırdı

Ceren Karlıdağ

Fransa’da Nantes kentinin yakınlarındaki Notre-Dame-Des-Landes (NDDL) bölgesindeki ZAD (Zone a Defendre / Savunulacak Alan) yerleşimcilerinin, temelleri 2008 yılında atılan havaalanı projesine karşı verdikleri mücadele geçen haftalarda başarıyla sonuçlandı.

Bu başarının ardından 9 Nisan tarihinde, 2 bin 500 civarındaki polisin katılımı ile düzenlenen operasyon ile 250’ye yakın direnişçi bölgeden zorla çıkartılmaya çalışılmıştı.

Fransa İçişleri Bakanı Gerard Collomb polisin “gerekli olduğu müddetçe” bölgede kalacağını söylemişti. Ancak 10 günü aşkın süren direnişin ardından Fransa devleti bir anlaşma yaparak tüm güçlerini geri çekmek zorunda kaldı.

Fakat ZAD yerleşimcileri hala saldırı tehdidi altında.  ZAD otonomunun akıbetini ise 23 Nisan günü ZAD yerleşimcilerinden oluşan bir heyetin valilik ile yapacağı görüşme belirleyecek.

ZAD yerleşimcileri ne diyor?

ZAD yerleşimcileri arasında yer alan aktivist ve gazeteci Sadık Çelik, sürecin en başından beri içinde olduğu direnişi ve ZAD yerleşimcilerinin neler istediğini Karınca’ya anlattı.

ZAD otonomunu yalnızca havaalanı projesi üzerinden değerlendirmenin yanlış bir bakış açısı olduğunu ifade ederek sözlerine başlayan Çelik, ZAD yerleşimcileri olarak uzun yıllardır Vinci isimli şirketin, doğal yaşam güzergâhlarını hedef almasına karşı mücadele ettiklerini belirtti.

Bu mücadeleyi sürdürürken, tüm canlılar ile barış içinde yaşayabilecekleri alternatif bir yaşamı ördüklerini söyleyen Çelik, “Bugüne kadar bu yaşama dair birçok şey başardık. Her şeyden önce kolektif bir yaşam için sözleştik. Bu yaşamın çamurlu hamurunda bütün kimliklerin birbirini tamamlayan bir emeği olduğunu belirtmeliyim” dedi.

“Bu satırları yazarken bile saldırı tehdidi altındayız”

ZAD otonomunda yaşayanların, ‘anti sexist’, ‘anti otoriter’, ‘anti faşist’, ‘anti kapitalist’ bireylerden oluştuğuna dikkat çeken Çelik, yaşam içerisinde tarla ekip biçmekten ekmek yapmaya, çocuk eğitiminden araç gereç tamirine kadar pek çok şeyi karşılıklı tartışarak ve öğrenerek deneyimlediklerini belirtti.

Alternatif bir yaşam ördükleri ZAD otonomuna yönelik saldırıları hatırlatan Çelik, şöyle devam etti:

“Şimdi bu satırları yazarken bile saldırı tehdidi altında olduğumuzu belirtmeliyim. Her şeye rağmen yaşam kendi doğal akışında devam ediyor. ZAD’ın bize öğrettiği en önemli yaşam refleksi; gaz bombaları altında bile ZAD’ın yaşam rutininden vazgeçmemek. 5 metre ötemize gaz bombaları ve parça tesirli tnt bombaları düşerken, ilk yardım ekibi ve seyyar temel ihtiyaç stantlarımız iç içe bir rol oynadı.”

Direniş boyunca ‘Gezi ruhunu’ belirgin bir şekilde hissettiğini de dile getiren Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sanki Gezi’nin ruhu dolaşıyor barikatlarda. Gezi direnişinin ilk günlerinde birden bire açığa çıkan o olağanüstü ruhsal durumun barikattan barikata çoğalarak taşınması ‘birbiri için var olma’  direnişinin ilk örneklerinden birisidir. O günlerin direnişçilerinden biri olarak yeryüzü için direnmenin güzelliğini başka başka diyarlara taşımaktan son derece mutluyum ve umutluyum.”

Yaralılar var

Günlerdir devam eden direnişin başarı ile sonuçlandığını ve Fransa devletinin geri adım atmak zorunda kaldığını ifade eden Çelik, “Geride birçok yaralı yoldaşımız ve yıkılan yaşam alanımız var. Fakat iki hafta boyunca hemen her gün yenilen barikat savunması, hendekler ve güçlü bir savunma hattı oluşturduk. Bu çok şaşırtıcı ve olağanüstü direniş enerjisiyle elde edilen öz savunma hattının kolay kırılamayacağını anlayan devlet, bütün saldırı güçlerini geri çekmek zorunda kaldı” dedi.

Fransa devletinin iki haftalık operasyon boyunca binlerce Euroluk mühimmat tüketimi yaptığına dikkat çeken Çelik, ateşkesten bir gün önce jandarmanın attığı binlerce gaz ve tnt kapsülünün ZAD yaşayanları tarafından Valilik binasının önüne atıldığının bilgisini verdi.

Devletin, ZAD’ın sistem ve otorite dışı bir model ile örgütlenmesinden çok rahatsız olduğunu; nizama ve yasalara uyumlu bir alan yaratmak istediğini ifade eden Çelik, “Bunun için ZAD’ı içeriden manipüle etmeye çalışıyor. Basını ve faşist odakları üzerimize salıyor. Ancak başarılı olamadı. Fransız halkı, tarihten gelen bir uyanıklığa ve isyan geleneğine sahip” dedi.

“ZAD, bir yeryüzü direnişidir”

Dünyanın pek çok yerinde ZAD benzeri direnişler olduğunu dile getiren Çelik, kapitalist endüstrinin ve devletlerin yarattığı yıkıma karşı sistemden kopuşların hızlanacağına ve ‘başka bir dünya’ sürecinin doğacağına işaret etti.

Bu yüzyılın kapitalizm ve devletlerin son yüzyılı olduğuna inandıklarının belirten Çelik, “ZAD direnişi, öz itibariyle bir yeryüzü direnişidir. İnsan, hayvan, toprak, su ve orman bileşenlerinin birbiri için var olma direnişidir” dedi.

Son olarak, ZAD yaşayanlarının en büyük silahlarının ‘dayanışma’ olduğunu dile getiren Çelik, sözlerini şöyle tamamladı:

“ZAD otonomunun bu kadar hedef halinde getirilmesinin nedeni, ZAD direnişinin bütün Fransa ‘ya yayılan bir direnişe dönüşmesidir. Pazartesi günü yapılacak görüşmeden sonra ya projelerimiz ile burada yaşamaya devam edeceğiz ya da barikatlarda direneceğiz. Bu yüzden ZAD PARTOU yani HER YER ZAD.”

Gazete Karınca


Haber içi fotoğraflar: Sadık Çelik

Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar