Zina yasası: Distopik bir dünyaya doğru

Zina yasası: Distopik bir dünyaya doğru

Zina Şeriat’a ait bir kavramdır. Zinanın yasaklanması ve cezalandırılması da ‘şeriat hukuku’nun işidir

Zeynep Zeytinci 

 

Her sabah gözümüzü, kadınlara, çocuklara ve artık hayvanlara yönelik cinsel istismar suçlarının haberleriyle açıyoruz. Çok uzun süredir bu vahşet böyle sürüp gidiyor. Kadınlara, çocuklara ve hayvanlara yapılan cinsel saldırılar, tecavüzler ve şiddet artarken devlet eliyle çıkarılan/çıkarılmak  istenen yasalarla bunlar normalleştiriliyor. Tüm bu cinsel saldırı suçlarının failleri sanki bizim dışımızda, bu toplumun dışında yaşayan ve birtakım sapkın hislerle hareket eden, toplumdan soyutlanmış kişilermiş gibi bir algı yaratılmaya çalışılıyor.

 

4+4+4 sistemiyle eğitimden uzaklaştırılan, evlendirilen ve hayatı karartılan çocuklar, İstanbul’da bir hastaneye 5 aylık süreçte gelen yaşları 18’in altında 115 hamile çocuk skandal bir gazete haberi olarak gözlerden silinip kayboluyor.

 

Kadın düşmanı AKP, istismarın önünü açan birçok yasal düzenlemeyi hayata geçiriyor. 12 yaşındaki kız çocuğunun tacizcisiyle evlenmesi için parlamentoya yasa teklifi getiriyor. Kadınların güçlü karşı çıkışı olmasa şimdi hayata geçmiş olacaktı!

 

Çocuklara yönelik cinsel istismar ve tecavüz olaylarını kınarken, Diyanet’te belli aralıklarla çocuk yaşta evlilikleri, aile içi ensest ilişkilerini onaylayan mesajlar yayınlayamazsınız! Devlet eliyle ve bütçesiyle güçlenen tarikatları okullara ve öğrenci yurtlarına sokup, dahası onların yurtlarında işlenen çocuklara yönelik sistematik tecavüz olaylarına, “bunlar münferit vakalardır” diyerek göz yumamazsınız! İkiyüzlülüğünüzü iyi biliyoruz…

 

Ensar Vakfı’nda yaşanan, yurtta kalan çocuklara yönelik sistematik cinsel istismar olayında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu’nun dediklerini hatırlayalım: “Buna bir kere rastlanmış olunması hizmetleri ile ön plana çıkmış bir kurumumuzu karalamak için gerekçe olamaz. Biz Ensar vakfını tanıyoruz, hizmetlerini de takdir ediyoruz”.

 

Biz de sizi tanıyoruz.

 

Saldırganlıkta sınır yok!

 

Bütçesi devlet tarafından sağlanan Diyanet’in kız çocuklarıyla ilgili yaptığı açıklamaları da buna ekleyebiliriz. Diyanet’e bağlı Din İşleri Yüksek Kurulu Dini Bilgilendirme Platformu’na gönderilen bir soruda “Bir babanın öz kızına duyduğu şehvet, karısıyla olan nikâhını düşür mü?” diye soruldu. Din İşleri Yüksek Kurulu, bu soruya İslam kaynaklarından farklı yaklaşımlarla cevap verirken “Bazı mezheplere göre babanın şehvetle kızını öpmesi ya da şehvetle ona sarılmasının nikâha bir etkisi yoktur.” dendi. Metnin devamında “Hanefilere göre; babanın, kızını şehvetle öpmesi, kızına şehvetle sarılması durumunda, kızın annesi bu babaya haram olur.” ifadesi kullanıldı. “Babanın kızını kalın elbiselerden tutarak ya da vücuduna bakıp düşünerek, şehvet duyması, bu tür bir haramlık oluşturmaz.” denilirken, “Kızın, 9 yaşından büyük olması gerekir” ibaresi kullanıldı. Aynı platformda, kız çocuklarının 9 yaşında gebe kalabilecekleri ve yanlarında bir veli olmadan evlenebilecekleri de pervasızca dile getirilebildi.

 

Toplum öyle biçimlendirildi ki, son 10 yılda çocuk istismarı yüzde 700 arttı. Çocuk tecavüzlerinin sadece yüzde 5’i, ensest vakalarının ise ancak binde 1’i ortaya çıkıyor. İstismarcıların yüzde 66’sı akraba, komşu gibi çocuğu tanıyan kişiler. Türkiye’de kadınların yüzde 45’i, erkeklerin yüzde 10’u çocukluklarında en az bir kez cinsel istismara maruz kalmış. Bütün bu verilerin de gösterdiği gibi, Çocuğun cinsel istismarında Türkiye dünya listesinde 3. sırada! (Şiddeti Önleme ve Rehabilitasyon Derneği ve Acıbadem Üniversitesi Suç ve Şiddetle Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi 2016 yılı Çocuk İstismarı Raporu’ndan)

 

Çocuklara yönelik tecavüz ve saldırıların bu kadar yaygınlaşmasının altında ne yatıyor? Bunlar münferit ve sapkın vakalar mı? Yoksa söz konusu olan, bir toplumun yeniden bambaşka bir boyutta şekillendirilmesi mi?

 

Hepsi aynı torbaya…

 

Çocuklara yönelik cinsel istismar suçlarının bu derece yaygınlaşması ve buna karşı öfkenin büyümesi karşısında Cumhurbaşkanı Erdoğan, bununla mücadele için bir torba yasa üzerinde çalışılması talimatını verdi. “Zina da aynı şekilde değerlendirilmeli…” diyerek zinayı da bu torbanın içine atıverdi. Son günlerde zina bu torbadan çıkarılsa da lafının edilmiş olması, bize bir şeyler anlatıyor.

 

Zina nedir? En basit ve açık anlatımıyla “evlilik dışı cinsel ilişki”. Google’a sorduğumuzda açılan pekçok dini sitede zina ile ilgili dünya kadar açıklama, ayet ve zina durumunda kadın ve erkeğe verilecek ceza örnekleri yer alıyor. Dananın kuyruğunun koptuğu yer de tam olarak burası.

 

Cinsel istismar suçtur! Kadına, çocuğa, ya da hayvanlara… hangisine yönelik olursa olsun suçtur! Tecavüz suçtur! Çocuklarla cinsel ilişki -rıza ya da başka bir bahane üretilmeksizin,- suçtur!

 

Çocuklara yönelik cinsel istismar saldırısında bulunanlara hem “sapık bunlar” deyip, hem de bu suçu imam nikahı maskesiyle işleyenlere izin veremezsiniz! Yani bu şu anlama geliyor; birincisini kimyasal hadım ile cezalandırıp, ikinci örnekte, 9 yaşında bir kız çocuğunun imam nikahı ile evlenmesini meşru göremezsiniz. İmam nikahı olunca istismar olmuyor mu? Her şey bir imamın onayıyla meşrulaştırılıyor mu?

 

Zina şeriata ait bir kavramdır

 

Zinanın aynı pakette sunulması da tamamen aynı bakış açısının ürünü. Yetişkin bir kadın ve bir erkeğin cinsel birlikteliği sadece o iki kişiyi ilgilendirir. Evlilik dışı olanları suç gözüyle değerlendirmek, dahası bunu çocuklara yönelik cinsel saldırı suçlarıyla aynı kefeye koymak bambaşka bir şeye işaret ediyor.

 

Zina Şeriat’a ait bir kavramdır. Zinanın yasaklanması ve cezalandırılması da ‘şeriat hukuku’nun işidir. Şeriat yasalarının uygulandığı İran’a bakalım. İran’da evlilik dışı ilişkilere karşı (zinaya karşı) uygulanan recm cezası var. Recm, kişinin toprağa gömülerek taşlanması anlamına geliyor. Fakat recm kadın ve erkeğe farklı uygulanıyor. Erkekler beline kadar gömülürken, kadınlar boynuna kadar gömülüyor. İran’da uygulanan recm cezasında, recm sırasında kaçmayı başaran kişi özgür kalma hakkına sahip oluyor. Beline kadar gömülü erkeğin kaçma şansı varken, boynuna kadar gömülmüş kadının böyle bir şansı olmuyor.

 

Evlilik dışı ilişkileri bu denli vahşi bir biçimde cezalandıran şeriat şöyle bir çözüm (!) bulmuş: Muta nikahı. Anlamı geçici evlilik. Muta nikahı, taraflar arasında geçici olarak yapılan evlilik anlaşması anlamına geliyor. Bu nikahta evlilik süresi 1 saat ya da 50 yıl olabiliyor. Ne var ki muta nikahında kadın, normal nikahta sahip olduğu hakların hiçbirine sahip olmuyor. Muta nikahının tek faydasının, recm cezasıyla karşı karşıya kalmadan erkeğe cinsel ilişki özgürlüğü vermek olduğunu söyleyebiliriz. Bu da kadın için oldukça aşağılayıcı bir anlam taşıyor. Çünkü erkek evliliğe istediği an son verebilme hakkına sahip, kadının kaderi erkeğin iki dudağı arasında…

 

İran’da devlet yetkilileri, fuhuşla mücadele için muta nikahının teşvik edilmesi gerektiğini vurguluyorlar. Ne var ki İran toplumunda muta nikahına en çok rağbet edenlerin evli erkekler olduğu görülüyor. Kadınlar açısından da muta nikahı toplumdan saklanması gereken, ayıp bir şey olarak algılanıyor. Kadın erkek arasındaki özgür iradeye dayalı olmayan bu ilişki biçimine baktığımızda, kadının aşağılandığı ve hiçbir hakka sahip olmadığı, erkeğin ise ceza almadan birden fazla kadınla birlikte olabildiği bir sistem görüyoruz.

 

Yapılmak istenen…

 

Çocuğa karşı cinsel istismar suçlarına dönük büyüyen toplumsal bir öfke var. Çok, çok haklı bir öfke. Bu öfkeye sırtını yaslayarak, araya zinayı da katmak, yani bir çocuğa yapılan cinsel saldırı suçunu, bir kadın ve bir erkeğin arasında isteğe bağlı ilişki ile aynı kefeye koymak kelimenin tam anlamıyla bir ali cengiz oyunudur.

 

Bunun ötesi de var. Tüm bu süreçte, birbirinden bağımsız olarak gördüğümüz ya da duyduğumuz şeyler birbirinden bağımsız değil. Ne Diyanet’in kız çocuklarını hedef alan ve ensesti meşrulaştıran fetvaları ne devlet destekli tarikatlarda yaşanan çocuklara cinsel saldırı olayları ne kadın cinayetleri, ne beraat eden tecavüz suçları ne de “bir kereden bir şey olmaz” diyen bakanlar ve devlet yetkilileri… Bunlara, imamlara nikah yetkisi vermek istenmesini ve küçük yaşta teşvik edilen evlilikleri de ekleyebiliriz. Dönüştürülmek istenen bir toplumsal yapı var. Bir eşikten geçirilmek isteniyoruz. Zina tam da bu anlamıyla bir eşik kadınlar için. Kadının elinden tüm iradesini ve haklarını alarak toplumdan soyutlayıp eve hapsedecek, onu cinsel bir meta olmanın ötesine geçemeyecek hale getirecek. Biz kadınlar için distopik bir gelecek ve hayat kurgusu ile karşı karşıyayız.

 

Çocuklar, kadınlar ve hayvanlara dönük artan cinsel saldırılar tek başına sapkınlık, bu suçları işeyenler de sadece sapık olarak nitelendirilemez. Görünen buzdağının arkasında çok daha yozlaşmış, çürümüş, kadını, çocuğu, hayvanı metalaştıran, insanlık dışı erkek egemen ve faşist bir bakış açısı var.

 

Bu rayından çıkmış sistemde, vahşice öldürülen Özgecan Aslan’ın arkasından, “Onlar da minicik etekler giymesin” diyen sistemin sözcüleri; “dar pantalon tahrik sebebidir” diyen din adamlarını, hayvanlara tecavüzü anlatan MEB onaylı ders kitaplarını, “bir kereden bir şey olmaz” diyen kadın müsveddesi bakanları… aynı çürümüş, yozlaşmış, erkek egemen zihniyeti her adımda daha da kötü hale getirerek yeniden yeniden üretiyor. Erkek egemen sistemin en köhne hali, hayatlarımızın içinde her saniye, daha da büyüyen zehirli bir sarmaşık gibi kök salarak büyüyor. Sapık diye niteledikleri, kendilerinin dışında bir şey değil. Sapık dedikleri kendi çürümüş sistemlerinin, her gün yeniden ürettiği zihinler sadece. Onlardan asla bağımsız değil. Bu şekilde kendilerini dışında tutarak soyutlama çabası ise bizler için nafile.

 

Zina yeniden önümüze gelecek. Onu anayasal düzlemde cezaya tabi tutacak bir düzenleme ile yeniden karşımıza çıkaracaklar. Bu düzlemde yaratmaya çalıştıkları geleceğin nasıl olacağı çok açık. Zina ile bizi bu distopik geleceğin eşiğinden geçirmek isteyecekler. Önemli olan bizim, biz kadınların bu eşikte ne yapacağı.

 

Bu eşikten geçecek miyiz? Geçemeyiz, geçmemeliyiz!


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar